KURAN KATİBİ
← es-Sîretü'n-Nebeviyye

(تفسير ابن هشام لبعض الغريب) :

(İbn Hişam'ın bazı garip kelimelere dair açıklaması):

</span>

قال ابن هشام: نطمس: نمسحها فنسويها، فلا يرى فيها عين ولا أنف ولا فم،

ولا شيء مما يرى في الوجه، وكذلك فطمسنا أعينهم 54: 37.

المطموس العين: الذي ليس بين جفنيه شق. ويقال: طمست الكتاب والأثر، فلا

يرى منه شيء. قال الأخطل، واسمه الغوث بن هبيرة بن الصلت التغلبي، يصف

إبلا كلفها ما ذكر:

وتكليفناها كل طامسة الصوى ... شطون ترى حرباءها يتململ

وهذا البيت في قصيدة له.

قال ابن هشام: واحدة الصوى: صوة. والصوى: الأعلام التي يستدل بها على

الطرق والمياه.

قال ابن هشام: يقول: مسحت فاستوت بالأرض، فليس فيها شيء ناتئ.

Türkçe Tercüme

İbn Hişam der ki: "Natmisu" (silelim), yani sileriz de düzletiriz, öyle ki içinde ne göz, ne burun, ne ağız, yüzde görülen hiçbir şey görünmez hale gelir. Nitekim "onların gözlerini büsbütün silmiştik" (Kamer, 54:37) ayetinde de böyledir.

"Matmûsu'l-ayn" (gözü silinmiş kimse), göz kapakları arasında hiç yarık bulunmayan kişidir. Yine "tamestü'l-kitâbe ve'l-eser" denir; yani yazı veya izi öylesine sildim ki ondan hiçbir şey görünmez oldu.

Adı Gavs bin Hübeyre bin Salt et-Tağlebî olan el-Ahtal, yorduğu develeri şöyle vasfederek der:

"Bize yol işaretleri silinmiş, uzak ve meşakkatli yolları kat etmek yükletildi; öyle develer ki, sıcaktan kaynayan serapları kımıldar gibi görünür."

Bu beyit onun bir kasidesinde yer alır.

İbn Hişam der ki: "Savâ" kelimesinin tekili "savve"dir. "Savâ" ise yolları ve suları bulmak için kendileriyle yön tayin edilen işaret taşlarıdır.

İbn Hişam der ki: (Şair) demek istiyor ki, bu işaretler silinip yerle bir olmuş, artık üzerinde hiçbir çıkıntı kalmamıştır.

Yapay zekâ destekli tercümedir; ilmî çalışmalar için aslına başvurunuz.