(سلمان وصاحبه بنصيبين) :
Selman ve Nusaybin'deki arkadaşı
فلما مات وغيب لحقت بصاحب نصيبين، فأخبرته خبري، وما أمرني به صاحبه،
فقال: أقم عندي، فأقمت عنده، فوجدته على أمر صاحبيه. فأقمت مع خير رجل، فو
الله ما لبث أن نزل به الموت، فلما حضر قلت له: يا فلان، إن فلانا كان أوصى
بي إلى فلان، ثم أوصى بي فلان إليك، قال: فإلى من توصي بي؟ وبم تأمرني؟
قال: يا بني، والله ما أعلمه بقي أحد على أمرنا آمرك أن تأتيه إلا رجلا
بعمورية من أرض الروم، فإنه على مثل ما نحن عليه، فإن أحببت فأته، فإنه
على أمرنا.
Türkçe Tercüme
(Selman ve Nusaybin'deki arkadaşı)
O da vefat edip gözden kaybolunca, Nusaybin'deki arkadaşına gittim ve ona kendi durumumu, arkadaşının bana ne emrettiğini anlattım. Bana "Yanımda kal" dedi, ben de yanında kaldım. Onu, önceki iki arkadaşının yolu üzere buldum. En hayırlı bir adamla birlikte kaldım. Vallahi, çok geçmeden ölüm ona geldi. Vefatı yaklaşınca ona dedim ki: "Ey falan, falanca beni falancaya vasiyet etmişti, sonra o da beni sana vasiyet etti." O da "Peki sen beni kime vasiyet ediyorsun, bana ne emredersin?" dedi. Ben de dedim ki (o bana şöyle dedi): "Ey oğulcuğum, vallahi bizim yolumuz üzere kalmış birini bilmiyorum ki sana onun yanına gitmeni emredeyim; ancak Rum topraklarında Amuriyye'de bir adam vardır, o da bizim üzerinde bulunduğumuz yol üzeredir. İstersen ona git, çünkü o bizim yolumuz üzeredir."
Yapay zekâ destekli tercümedir; ilmî çalışmalar için aslına başvurunuz.