(رثاء أروى لأبيها عبد المطلب) :
(Ervâ'nın babası Abdulmuttalib için mersiyesi):
وقالت أروى بنت عبد المطلب تبكي أباها:
بكت عيني وحق لها البكاء ... على سمح سجيته الحياء
على سهل الخليقة أبطحي ... كريم الخيم نيته العلاء
على الفياض شيبة ذي المعالي ... أبيك الخير ليس له كفاء
طويل الباع أملس شيظمي ... أغر كأن غرته ضياء
أقب الكشح أروع ذي فضول ... له المجد المقدم والسناء
أبي الضيم أبلج هبرزي ... قديم المجد ليس له خفا
ومعقل مالك وربيع فهر ... وفاصلها إذا التمس القضاء
وكان هو الفتى كرما وجودا ... وبأسا حين تنسكب الدماء
إذا هاب الكماة الموت حتى ... كأن قلوب أكثرهم هواء
مضى قدما بذي ربد خشيب ... عليه حين تبصره البهاء
قال ابن إسحاق: فزعم لي محمد بن سعيد بن المسيب أنه أشار برأسه وقد أصمت
[11] : أن هكذا فابكينني.
Türkçe Tercüme
(Arva'nın babası Abdulmuttalib için mersiyesi):
Abdulmuttalib'in kızı Arva, babası için ağlayarak şöyle dedi:
Gözüm ağladı, ağlamaya da hakkı vardı,
Cömert, yaradılışı hayâ olan biri için.
Kolay huylu, geniş gönüllü biri için,
Asaleti yüce olan, şerefli soylu biri için.
Bolluk saçan, ihtiyarlık gösteren yüceler yücesi Şeybe için,
Senin hayırlı baban için ki, ona denk kimse yoktur.
Uzun kollu, düzgün endamlı, yakışıklı,
Aydınlık yüzlü, sanki alnı ışık saçan biri için.
İnce belli, üstün meziyetler sahibi, heybetli biri için,
Ona aittir öncü şeref ve yükseklik.
Zulmü kabul etmeyen, parlak yüzlü, asil biri için,
Şerefi eski olan, gizli kalmayan biri için.
Mâlik'in sığınağı ve Fihr'in bahar mevsimi gibi olan,
Karar aranıldığında ayırt edici olan biri için.
O, cömertlikte ve yiğitlikte gerçek bir yiğitti,
Kanların döküldüğü anda da öyleydi.
Yiğitler ölümden korkup da
Sanki çoğunun kalbi bomboş kesildiğinde,
O, ince işlenmiş kınından çıkmış kılıcıyla
Cesaretle ileri atılırdı, görenler onun güzelliğine hayran kalırdı.
İbn İshak dedi ki: Muhammed b. Said b. el-Müseyyeb bana şöyle rivayet etti: Abdulmuttalib, dili tutulduğu halde başıyla işaret ederek şöyle demek istemiş: "Evet, böyle ağlayın benim için."
Yapay zekâ destekli tercümedir; ilmî çalışmalar için aslına başvurunuz.