KURAN KATİBİ
← es-Sîretü'n-Nebeviyye

(شعر كعب في بكاء قتلى مؤتة) :

Kâ'b'ın Mûte'de öldürülenler için ağıt şiiri

وقال كعب بن مالك:

نام العيون ودمع عينك يهمل ... سحا كما وكف الطباب المخضل

في ليلة وردت علي همومها ... طورا أحن وتارة أتململ

واعتادني حزن فبت كأنني ... ببنات نعش والسماك موكل

وكأنما بين الجوانح والحشى ... مما تأوبني شهاب مدخل

وجدا على النفر الذين تتابعوا ... يوما بمؤتة أسندوا لم ينقلوا

صلى الإله عليهم من فتية ... وسقى عظامهم الغمام المسبل

صبروا بمؤتة للإله نفوسهم ... حذر الردى ومخافة أن ينكلوا

فمضوا أمام المسلمين كأنهم ... فنق عليهن الحديد المرفل

إذ يهتدون بجعفر ولوائه ... قدام أولهم فنعم الأول

حتى تفرجت الصفوف وجعفر ... حيث التقى وعث الصفوف مجدل

فتغير القمر المنير لفقده ... والشمس قد كسفت وكادت تأفل

قرم علا بنيانه من هاشم ... فرعا أشم وسؤددا ما ينقل

قوم بهم عصم الإله عباده ... وعليهم نزل الكتاب المنزل

فضلوا المعاشر عزة وتكرما ... وتغمدت أحلامهم من يجهل

لا يطلقون إلى السفاه حباهم ... ويرى خطيبهم بحق يفصل

بيض الوجوه ترى بطون أكفهم ... تندى إذا اعتذر الزمان الممحل

وبهداهم رضى الإله الخلقة ... وبجدهم نصر النبي المرسل

Türkçe Tercüme

(Ka'b'ın Mûte şehitlerine ağıt şiiri)

Ka'b bin Malik dedi ki:

Gözler uyudu, senin gözünün yaşı ise boşanıyor, dağların yamacından süzülen ıslak yağmur suyu gibi akıyor.

Öyle bir gecede ki dertleri üzerime çöktü; bazen inleyip iç geçiriyor, bazen de kıvranıp duruyorum.

Bana bir hüzün çöktü, sanki Benâtu Na'ş ve Simâk yıldızlarıyla birlikte gece boyu uyanık kaldım.

Sanki göğsümle içim arasında, beni sarsan bir ateş korunun izi vardır.

Mûte'de bir gün art arda düşen, yerlerinde direnip geri çekilmeyen o yiğitlere ağlıyorum.

Allah onlara salât etsin; ne yiğit gençlerdi! Bulutlar kemiklerini bol yağmurla sulasın.

Mûte'de Allah için nefislerini feda ettiler, helaki değil, zillete düşmekten korktular.

Müslümanların önünde yürüdüler, sanki üzerlerinde bükülmüş zırhlar giyinmiş narin develer gibiydiler.

Ca'fer'in ve onun sancağının rehberliğinde, safların en önünde ilerliyorlardı; ne güzel öndeydi o!

Sonunda saflar dağıldı ve Ca'fer, safların birbirine girdiği o yerde yere serildi.

Nur saçan ay onun yokluğuyla değişti, güneş tutuldu ve batmaya yüz tuttu.

O, Hâşim soyundan yükselen bir yiğitti; yüce bir kökten gelen, asla elden gitmeyecek bir şereften.

Onlar öyle bir kavimdi ki Allah kullarını onlarla korudu, indirilmiş Kitap onların üzerine indi.

Onlar izzet ve keremle diğer topluluklara üstün geldiler, cahillerin hatalarını hoşgörüyle bağışladılar.

Verdikleri sözlerde saçmalığa yönelmezler, hatipleri hakkı doğru şekilde ortaya koyar.

Yüzleri ak, avuçlarının içi kuraklık zamanında dahi cömertlikle akar.

Onların doğru yolundan Allah, mahlûkatı razı etti; onların gayretiyle gönderilmiş Peygamber zafere ulaştı.

Yapay zekâ destekli tercümedir; ilmî çalışmalar için aslına başvurunuz.