(مرور ابن المعطل بها واحتماله إياها على بعيره) :
(İbnü'l-Muattal'ın ona rastlaması ve onu devesine bindirmesi):
قالت: فتلففت بجلبابي، ثم اضطجعت في مكاني، وعرفت أن لو قد افتقدت لرجع
إلي. قالت: فو الله إني لمضطجعة إذ مر بي صفوان بن المعطل السلمي، وقد كان
تخلف عن العسكر لبعض حاجته ، فلم يبت مع الناس، فرأى سوادي، فأقبل حتى
وقف علي، وقد كان يراني قبل أن يضرب علينا الحجاب، فلما رآني قال: إنا لله
وإنا إليه راجعون، ظعينة رسول الله صلى الله عليه وسلم! وأنا متلففة في
ثيابي، قال: ما خلفك يرحمك الله؟ قالت: فما كلمته، ثم قرب البعير، فقال:
اركبي، واستأخر عني. قالت: فركبت، وأخذ برأس البعير، فانطلق سريعا، يطلب
الناس، فو الله ما أدركنا الناس، وما افتقدت حتى أصبحت، ونزل الناس، فلما
اطمأنوا طلع الرجل يقود بي، فقال أهل الإفك ما قالوا:
فارتعج العسكر، وو الله ما أعلم بشيء من ذلك.
Türkçe Tercüme
(İbn Muattal'ın onun yanından geçmesi ve onu devesine bindirmesi)
Aişe dedi ki: Cilbabıma sarınıp yerimde yattım. Biliyordum ki kaybolduğum fark edilirse yanıma geri dönülecekti. Dedi ki: Vallahi ben öylece yatarken Safvan b. Muattal es-Sülemî yanımdan geçti. O, bir ihtiyacından dolayı ordudan geride kalmıştı ve gece halkla birlikte konaklamamıştı. Karaltımı görünce yaklaştı ve tam yanımda durdu. O beni, üzerimize hicab (örtünme emri) inmeden önce görmüştü. Beni görünce: "İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn! Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin zevcesi!" dedi. Ben elbiselerime sarınmış haldeydim. Dedi ki: "Seni geride ne bıraktı, Allah sana merhamet etsin?" Ben ona hiçbir söz söylemedim. Sonra deveyi yaklaştırdı ve: "Bin, ben senden geride duracağım" dedi. Bindim, o da devenin başından tutup hızla yürüyerek halkı aramaya koyuldu. Vallahi, halka yetişemedik, sabah oluncaya kadar da yokluğum fark edilmedi. İnsanlar konaklayıp yerleştiklerinde, o adam beni yederek çıkageldi. İşte o zaman, ifk ehli söyleyeceklerini söylediler ve ordu çalkalandı. Vallahi ben bundan hiçbir şey bilmiyordum.
Yapay zekâ destekli tercümedir; ilmî çalışmalar için aslına başvurunuz.