(سقوط عقد عائشة وتخلفها للبحث عنه) :
(Ayşe'nin gerdanlığının düşmesi ve onu aramak için geride kalması):
قالت: وكان النساء إذ ذاك إنما يأكلن العلق لم يهجهن اللحم
فيثقلن، وكنت إذا رحل لي بعيري جلست في هودجي، ثم يأتي القوم الذين يرحلون
لي ويحملونني، فيأخذون بأسفل الهودج، فيرفعونه، فيضعونه على ظهر البعير،
فيشدونه بحباله، ثم يأخذون برأس البعير، فينطلقون به. قالت: فلما فرغ رسول
الله صلى الله عليه وسلم من سفره ذلك، وجه قافلا، حتى إذا كان قريبا من
المدينة
نزل منزلا، فبات به بعض الليل، ثم أذن في الناس بالرحيل، فارتحل الناس،
وخرجت لبعض حاجتي، وفي عنقي عقد لي، فيه جزع ظفار، فلما فرغت انسل من
عنقي ولا أدري، فلما رجعت إلى الرحل ذهبت ألتمسه في عنقي، فلم أجده، وقد
أخذ الناس في الرحيل، فرجعت إلى مكاني الذي ذهبت إليه، فالتمسته حتى وجدته،
وجاء القوم خلافي، الذين كانوا يرحلون لي البعير، وقد فرغوا من رحلته،
فأخذوا الهودج، وهم يظنون أني فيه، كما كنت أصنع، فاحتملوه، فشدوه على
البعير، ولم يشكوا أني فيه، ثم أخذوا برأس البعير، فانطلقوا به، فرجعت إلى
العسكر وما فيه من داع ولا مجيب، قد انطلق الناس.
Türkçe Tercüme
(Aişe'nin gerdanlığının düşmesi ve onu aramak için geride kalması):
Dedi ki: O zamanlar kadınlar hafif yiyecekler yerlerdi, et yemekleriyle beslenip ağırlaşmazlardı. Devem çöktürüldüğünde hevdecime otururdum, sonra develeri çöktürme işini yapan kişiler gelir beni taşırlardı; hevdecin altından tutup kaldırırlar, devenin sırtına koyarlar, iplerle bağlarlardı. Sonra devenin başından tutup yola koyulurlardı.
Dedi ki: Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem o seferini bitirip dönüş yoluna koyulduğunda, Medine'ye yaklaştığımızda bir konak yerine indik, gecenin bir kısmını orada geçirdik, sonra halka yola çıkış çağrısı yapıldı. İnsanlar yola koyuldular. Ben de bir ihtiyacım için çıktım; boynumda içinde Zafar boncuğu bulunan bir gerdanlığım vardı. İşimi bitirdiğimde farkında olmadan boynumdan sıyrılıp düşmüştü. Deveme döndüğümde elimi boynuma götürüp aradım, bulamadım. İnsanlar ise çoktan yola koyulmuşlardı. Bunun üzerine gittiğim yere geri döndüm, gerdanlığı aradım ve nihayet buldum.
Ben yokken develerimi çöktüren kişiler gelmiş, deveyi hazırlamışlardı. Hevdeci alıp, her zamanki gibi içinde ben varmışım sanarak kaldırdılar, deveye bağladılar; içimde olduğumdan hiç şüphe etmediler. Sonra devenin başından tutup yola koyuldular. Ben ise ordugâha döndüğümde ne bir çağıran ne de cevap veren kimse buldum; insanlar çekip gitmişlerdi.
Yapay zekâ destekli tercümedir; ilmî çalışmalar için aslına başvurunuz.