KURAN KATİBİ
← es-Sîretü'n-Nebeviyye

(سؤاله النجاشي في قتل عمرو الضمري ورده عليه) :

Onun Necâşî'ye Amr ed-Damrî'yi öldürme konusunda sorması ve ona verdiği cevap

فو الله إنا لعنده إذ جاءه عمرو بن أمية الضمري، وكان رسول الله صلى الله

عليه وسلم قد بعثه إليه في شأن جعفر وأصحابه. قال: فدخل عليه ثم خرج من

عنده. قال: فقلت لأصحابي: هذا عمرو بن أمية الضمري، لو قد دخلت على النجاشي

وسألته إياه فأعطانيه، فضربت عنقه، فإذا فعلت ذلك رأت قريش أني قد أجزأت

عنها حين قتلت رسول محمد. قال: فدخلت عليه فسجدت له كما كنت أصنع،

فقال: مرحبا بصديقي، أهديت إلي من بلادك شيئا؟ قال: قلت: نعم، أيها الملك،

قد أهديت إليك أدما كثيرا، قال: ثم قربته إليه، فأعجبه واشتهاه ثم قلت له:

أيها الملك، إني قد رأيت رجلا خرج من عندك، وهو رسول رجل عدو لنا، فأعطنيه

لأقتله، فإنه قد أصاب من أشرافنا وخيارنا، قال: فغضب، ثم مد يده فضرب بها

أنفه ضربة ظننت أنه قد كسره، فلو انشقت لي الأرض لدخلت فيها فرقا منه، ثم

قلت له: أيها الملك، والله لو ظننت أنك تكره هذا ما سألتكه، قال: أتسألني

أن أعطيك رسول رجل يأتيه الناموس الأكبر الذي كان يأتي موسى لتقتله! قال:

قلت: أيها الملك، أكذاك هو؟ قال: ويحك يا عمرو أطعني واتبعه، فإنه والله

لعلى الحق، وليظهرن على من خالفه، كما ظهر موسى على فرعون وجنوده، قال:

قلت: أفتبايعني له على الإسلام؟ قال: نعم، فبسط يده، فبايعته على الإسلام،

ثم خرجت إلى أصحابي وقد حال رأيي عما كان عليه، وكتمت أصحابي إسلامي.

Türkçe Tercüme

(Amr ed-Damrî'yi öldürme konusunda Necâşî'ye sorması ve onun kendisine cevabı):

Vallahi, biz onun yanındayken Amr b. Ümeyye ed-Damrî geldi. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onu Cafer ve arkadaşları hakkında (görüşmek üzere) Necâşî'ye göndermişti. (Ravî) dedi ki: Amr, Necâşî'nin yanına girdi, sonra da onun yanından çıktı. Ben arkadaşlarıma dedim ki: "İşte bu, Amr b. Ümeyye ed-Damrî'dir. Necâşî'nin yanına girip onu benden istesem de bana verse, ben de onun boynunu vursam; bunu yaptığım takdirde Kureyş, Muhammed'in elçisini öldürdüğümde onlar için yeterli bir şey yaptığımı görür."

Dedi ki: Bunun üzerine Necâşî'nin yanına girdim ve her zaman yaptığım gibi ona secde ettim. Bana: "Hoş geldin, dostum! Ülkenden bana bir hediye mi getirdin?" dedi. Dedim ki: "Evet, ey hükümdar, sana bol miktarda deri hediye ettim." Sonra onu kendisine yaklaştırdım, hoşuna gitti ve onu arzuladı. Sonra ona dedim ki: "Ey hükümdar, senin yanından çıkan bir adam gördüm; o, bize düşman olan bir adamın elçisidir. Onu bana ver de öldüreyim, çünkü o bizim şereflilerimizden ve en hayırlılarımızdan (nice kişilere) zarar vermiştir."

Dedi ki: Bunun üzerine öfkelendi, sonra elini uzatıp burnuma öyle bir vurdu ki, kırıldığını sandım. Eğer yer yarılsaydı, ondan korkumla içine girerdim. Sonra ona dedim ki: "Ey hükümdar, vallahi bunu hoş karşılamayacağını bilseydim, bunu senden istemezdim." Dedi ki: "Sen benden, kendisine Mûsâ'ya gelen en büyük Nâmûs'un (Cebrail'in) geldiği bir adamın elçisini, onu öldürmen için mi istiyorsun?"

Dedi ki: Ben dedim: "Ey hükümdar, gerçekten öyle mi?" O da dedi ki: "Yazık sana, ey Amr! Bana itaat et ve ona tabi ol. Çünkü vallahi o, hak üzeredir ve tıpkı Mûsâ'nın Firavun ve ordularına galip geldiği gibi, kendisine muhalefet edenlere karşı muhakkak galip gelecektir."

Dedim ki: "Öyleyse İslâm üzere senin ona (benim adıma) bey'at etmene izin verir misin?" Dedi ki: "Evet." Bunun üzerine elini uzattı, ben de İslâm üzere ona bey'at ettim. Sonra arkadaşlarımın yanına çıktım; artık görüşüm, önceki halinden değişmişti, ama arkadaşlarımdan İslâm'ımı gizledim.

Yapay zekâ destekli tercümedir; ilmî çalışmalar için aslına başvurunuz.