KURAN KATİBİ
← es-Sîretü'n-Nebeviyye

(من بني النبيت) :

(Benî Nebît'ten):

ومن بني النبيت- قال ابن هشام: النبيت: عمرو بن مالك بن الأوس- قال ابن

إسحاق: ثم من بني حارثة بن الحارث بن الخزرج بن عمرو بن مالك بن الأوس:

مربع بن قيظي، وهو الذي قال لرسول الله صلى الله عليه وسلم حين أجاز في

حائطه ورسول الله صلى الله عليه وسلم عامد إلى أحد:

لا أحل لك يا محمد، إن كنت نبيا، أن تمر في حائطي، وأخذ في يده حفنة من

تراب، ثم قال: والله لو أعلم أني لا أصيب بهذا التراب غيرك لرميتك به،

فابتدره القوم ليقتلوه، فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم: دعوه، فهذا

الأعمى، أعمى القلب، أعمى البصيرة. فضربه سعد بن زيد، أخو

بني عبد الأشهل بالقوس فشجه، وأخوه أوس بن قيظي، وهو الذي قال لرسول الله

صلى الله عليه وسلم يوم الخندق: يا رسول الله، إن بيوتنا عورة، فأذن لنا

فلنرجع إليها. فأنزل الله تعالى فيه يقولون إن بيوتنا عورة وما هي بعورة إن

يريدون إلا فرارا 33: 13.

قال ابن هشام: عورة، أي معورة للعدو وضائعة، وجمعها: عورات.

قال النابغة الذبياني:

متى تلقهم لا تلق للبيت عورة ... ولا الجار محروما ولا الأمر ضائعا

وهذا البيت في أبيات له. والعورة (أيضا) : عورة الرجل، وهي حرمته.

والعورة (أيضا) السوأة.

Türkçe Tercüme

(Nebît oğullarından)

Nebît oğullarından -İbn Hişam der ki: Nebît, Amr b. Malik b. el-Evs'tir- İbn İshak der ki: Sonra Harise b. el-Haris b. el-Hazrec b. Amr b. Malik b. el-Evs oğullarından:

Merba' b. Kayzî. Bu kişi, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Uhud'a doğru giderken onun bahçesinden geçtiğinde şöyle demişti:

"Ey Muhammed! Eğer peygambersen, benim bahçemden geçmen sana helal olmaz." Eline bir avuç toprak aldı ve dedi ki: "Vallahi, bu toprakla senden başkasına isabet etmeyeceğini bilseydim, seni bununla vururdum." Bunun üzerine sahabeler onu öldürmek için üzerine atıldılar. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Bırakın onu, bu kalp gözü kör, basireti kör bir adamdır" dedi. Abdüleşhel oğullarının kardeşi Sa'd b. Zeyd, ona yayla vurup başını yardı.

Kardeşi Evs b. Kayzî ise, Hendek günü Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e şöyle demişti: "Ey Allah'ın Resulü! Bizim evlerimiz açık ve savunmasızdır, bize izin ver de evlerimize dönelim." Bunun üzerine Yüce Allah onun hakkında şu ayeti indirdi: "Onlardan bir grup: Evlerimiz açık ve savunmasızdır, diyerek (Peygamber'den) izin istiyorlardı. Oysa evleri açık ve savunmasız değildi; onlar sadece kaçmak istiyorlardı." (Ahzab, 33:13)

İbn Hişam der ki: "Avre" demek, düşmana açık ve korumasız, kaybolmaya müsait demektir. Çoğulu "avrat"tır.

Nabiga ez-Zübyanî şöyle demiştir: "Onlara ne zaman rastlasan, ne evi savunmasız bulursun, ne komşusunu mahrum, ne de işini zayi edilmiş." Bu beyit, onun bir şiirinden alınmıştır.

"Avre" kelimesi ayrıca kişinin haysiyeti, dokunulmazlığı anlamına da gelir. Yine "avre" kelimesi çirkin, ayıp şey anlamında da kullanılır.

Yapay zekâ destekli tercümedir; ilmî çalışmalar için aslına başvurunuz.