KURAN KATİBİ
← es-Sîretü'n-Nebeviyye

(صاحبا ملحوب والرداع) :

(Melhub ve Riddâ'nın iki arkadaşı):

قال ابن إسحاق: قال لبيد بن ربيعة الكلابي:

وصاحب ملحوب فجعنا بيومه ... وعند الرداع بيت آخر كوثر

يقول: عظيم.

قال ابن هشام: وهذا البيت في قصيدة له. وصاحب ملحوب: عوف بن الأحوص بن

جعفر بن كلاب، مات بملحوب. وقوله: «

وعند الرداع بيت آخر كوثر

» : يعني شريح بن الأحوص بن جعفر بن كلاب ، مات بالرداع.

وكوثر: أراد: الكثير. ولفظه مشتق من لفظ الكثير. قال الكميت بن زيد يمدح

هشام بن عبد الملك بن مروان:

وأنت كثير يا بن مروان طيب ... وكان أبوك ابن العقائل كوثرا

وهذا البيت في قصيدة له. وقال أمية بن أبي عائذ الهذلي يصف حمار وحش:

يحامي الحقيق إذا ما احتدمن ... وحمحمن في كوثر كالجلال

يعني بالكوثر: الغبار الكثير، شبهه لكثرته عليه بالجلال. وهذا البيت في

قصيدة له.

Türkçe Tercüme

(Melhûb ve Rida sahipleri)

İbn İshak dedi ki: Lebîd b. Rebîa el-Kilâbî şöyle dedi:

"Melhûb sahibinin ölüm gününde yasa boğulduk, Rida'da da bir başka büyük (kevser) ev vardı."

"Kevser" ile büyük demek istiyor.

İbn Hişam dedi ki: Bu beyit onun bir kasidesindendir. Melhûb sahibi: Avf b. el-Ahvas b. Cafer b. Kilâb'dır, Melhûb'da vefat etmiştir. "Rida'da da bir başka büyük (kevser) ev vardı" sözüyle, Şurayh b. el-Ahvas b. Cafer b. Kilâb'ı kastediyor; o da Rida'da vefat etmiştir.

Kevser: Çokluk anlamına gelir. Lafzı "kesîr" (çok) lafzından türemiştir. Kümeyt b. Zeyd, Hişam b. Abdulmelik b. Mervan'ı methederken şöyle demiştir:

"Sen çoksun ey Mervan oğlu, hoşsun; baban da soylu kadınların oğlu olarak kevserdi (çoktu, üstündü)."

Bu beyit de onun bir kasidesindendir.

Ümeyye b. Ebî Âiz el-Huzelî ise yaban eşeğini vasfederken şöyle demiştir:

"Sıcaklıklar bastırınca çayırları korur, tozdan oluşan kevser (yoğun bulut) içinde kişner."

Burada "kevser" ile kastettiği yoğun tozdur; çokluğundan dolayı onu deve çullarına (yükünün büyüklüğüne) benzetmiştir. Bu beyit de onun bir kasidesindendir.

Yapay zekâ destekli tercümedir; ilmî çalışmalar için aslına başvurunuz.