(قدوم عدي على الرسول وإسلامه) :
(Adî'nin Resulullah'ın huzuruna gelişi ve müslüman oluşu):
قال: فخرجت حتى أقدم على رسول الله صلى الله عليه وسلم المدينة، فدخلت
عليه، وهو في مسجده، فسلمت عليه، فقال: من الرجل؟ فقلت: عدي بن حاتم، فقام
رسول الله صلى الله عليه وسلم، فانطلق بي إلى بيته، فو الله إنه لعامد بي
إليه، إذ لقيته امرأة ضعيفة كبيرة، فاسترقفته، فوقف لها طويلا تكلمه في
حاجتها، قال: قلت في نفسي: والله ما هذا بملك، قال: ثم مضى بي رسول الله
صلى الله عليه وسلم حتى إذا دخل بي بيته، تناول وسادة من أدم محشوة ليفا،
فقذفها إلي، فقال: اجلس على هذه، قال: قلت: بل أنت فاجلس عليها، فقال: بل
أنت، فجلست عليها، وجلس رسول الله صلى الله عليه وسلم بالأرض، قال: قلت في
نفسي: والله ما هذا بأمر ملك، ثم قال: إيه يا عدي بن حاتم! ألم تك ركوسيا
[4] ؟ قال: قلت: بلى. (قال) : أولم تكن تسير في قومك بالمرباع؟ قال:
قلت: بلى، قال: فإن ذلك لم يكن يحل لك في دينك، قال
قلت: أجل والله، وقال: وعرفت أنه نبي مرسل، يعلم ما يجهل، ثم قال:
لعلك يا عدي إنما يمنعك من دخول في هذا الدين ما ترى من حاجتهم، فو الله
ليوشكن المال أن يفيض فيهم حتى لا يوجد من يأخذه، ولعلك إنما يمنعك من دخول
فيه ما ترى من كثرة عدوهم وقلة عددهم، فو الله ليوشكن أن تسمع بالمرأة تخرج
من القادسية على بعيرها (حتى) تزور هذا البيت، لا تخاف، ولعلك إنما
يمنعك من دخول فيه أنك ترى أن الملك والسلطان في غيرهم، وايم الله ليوشكن
أن تسمع بالقصور البيض من أرض بابل قد فتحت عليهم، قال: فأسلمت.
Türkçe Tercüme
(Adî'nin Resulullah'a gelişi ve müslüman oluşu):
Dedi ki: Ben yola çıktım, nihayet Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in yanına Medine'ye vardım. Onun huzuruna girdim, kendisi mescidindeydi. Ona selam verdim. "Bu adam kim?" dedi. Ben de "Adî b. Hâtim" dedim. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem kalktı ve beni evine götürdü. Vallahi beni evine götürürken, zayıf yaşlı bir kadın onunla karşılaştı ve onu alıkoydu. O da uzun süre durup kadının ihtiyacı hakkında onunla konuştu. (Adî) dedi ki: Kendi kendime "Vallahi bu bir hükümdar değildir" dedim.
Sonra Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem beni götürmeye devam etti, nihayet beni evine soktu. İçi lifle doldurulmuş deri bir yastık aldı ve onu bana attı, "Şunun üzerine otur" dedi. Ben "Hayır, sen otur şuna" dedim. O yine "Hayır, sen otur" dedi. Ben de üzerine oturdum, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ise yere oturdu. (Adî) dedi ki: Kendi kendime "Vallahi bu bir hükümdar işi değildir" dedim.
Sonra şöyle buyurdu: "Söyle bakalım ey Adî b. Hâtim! Sen Rekûsî (bir Hıristiyan mezhebine mensup) değil miydin?" Dedim ki: "Evet öyleydim." Buyurdu ki: "Kavminin arasında mirba' (ganimetin dörtte birini alma âdeti) ile dolaşmıyor muydun?" Dedim ki: "Evet öyleydi." Buyurdu ki: "Şüphesiz bu senin dininde sana helal değildi." Dedim ki: "Evet vallahi öyle." (Adî) dedi ki: Bunun üzerine onun gönderilmiş bir peygamber olduğunu anladım; bilmediğim şeyi biliyordu.
Sonra şöyle buyurdu: "Ey Adî, seni bu dine girmekten alıkoyan şey belki de onların fakirlik hâlini görmendir. Vallahi mal onların içinde öyle çoğalacak ki alacak kimse bulunamayacak. Belki de seni bu dine girmekten alıkoyan şey düşmanlarının çokluğunu ve kendi sayılarının azlığını görmendir. Vallahi öyle bir zaman gelecek ki bir kadının Kadisiye'den devesine binip yola çıktığını ve kimseden korkmadan şu Beyt'i (Kâbe'yi) ziyaret ettiğini işiteceksin. Belki de seni bu dine girmekten alıkoyan şey, mülk ve saltanatın onlardan başkasında olduğunu görmendir. Vallahi öyle bir zaman gelecek ki Babil topraklarındaki beyaz sarayların onlara fethedildiğini işiteceksin."
(Adî) dedi ki: Bunun üzerine müslüman oldum.
Yapay zekâ destekli tercümedir; ilmî çalışmalar için aslına başvurunuz.