بيان الطريق في معالجة الكبر واكتساب التواضع له (3/7)
Kibri tedavi etme ve tevazuyu kazanma yolunun açıklanması (3/7)
التراب المهين الذي يداس بالأقدام ثم خمر طينة حتى صار حمأ مسنونا كيف
يتكبر وأخس الأشياء ما إليه انتسابه إذ يقال يا أذل من التراب ويا أنتن من
الحمأة ويا أقذر من المضغة
فإن كان كونه من أبيه أقرب من كونه من التراب فنقول افتخر بالقريب دون
البعيد فالنطفة والمضغة أقرب إليه من الأب فليحقر نفسه بذلك ثم إن كان ذلك
يوجب رفعة لقربة فالأب الأعلى من التراب فمن أين رفعته وإذا لم يكن له رفعة
فمن أين جاءت الرفعة لولده فإذن أصله من التراب وفصله من النطفة فلا أصل له
ولا فصل
وهذه غاية خسة النسب فالأصل يوطأ بالأقدام والفصل تغسل منه الأبدان
فهذا هو النسب الحقيقي للإنسان ومن عرفه لم يتكبر بالنسب ويكون مثله بعد
هذه المعرفة وانكشاف الغطاء له عن حقيقة أصله كرجل لم يزل عند نفسه من بني
هاشم وقد أخبره بذلك والداه فلم يزل فيه نخوة الشرف فبينما هو كذلك إذ
أخبره عدول لا يشك في قولهم أنه ابن هندي حجام يتعاطى القاذورات وكشفوا له
وجه التلبيس عليه فلم يبق له شك في صدقهم أفترى أن ذلك يبقي شيئا من كبره
لا بل يصير عند نفسه أحقر الناس وأذلهم فهو من استشعار الخزي لخسته في شغل
عن أن يتكبر على غيره
فهذا حال البصير إذا تفكر في أصله وعلم أنه من النطفة والمضغة والتراب إذ
لو كان أبوه ممن يتعاطى نقل التراب أو يتعاطى الدم بالحجامة أو غيرها لكان
يعلم به خسة نفسه لمماسة أعضاء أبيه للتراب والدم فكيف إذا عرف أنه في نفسه
من التراب والدم والأشياء القذرة التي يتنزه عنها هو في نفسه
السبب الثاني التكبر بالجمال ودواؤه أن ينظر إلى باطنه نظر العقلاء ولا
ينظر إلى باطنه نظر البهائم
ومهما نظر إلى باطنه رأى من القبائح ما يكدر عليه تعززه بالجمال فإنه وكل
به الأقذار في جميع أجزائه الرجيع في أمعائه والبول في مثانته والمخاط في
أنفه والبزاق في فيه والوسخ في أذنيه والدم في عروقه والصديد تحت بشرته
والصنان تحت إبطه يغسل الغائط بيده كل يوم دفعة أو دفعتين ويتردد كل يوم
إلى الخلاء مرة أو مرتين ليخرج من باطنه ما لو رآه بعينه لاستقذره فضلا عن
أن يمسه أو يشمه كل ذلك ليعرف قذارته وذله هذا في حال توسطه
وفي أول أمره خلق من الأقذار الشنيعة الصور من النطفة ودم الحيض وأخرج من
مجرى الأقذار
إذ خرج من الصلب ثم من الذكر مجرى البول ثم من الرحم مفيض دم الحيض ثم
خرج من مجرى القذر قال أنس رحمه الله كان أبو بكر الصديق رضي الله عنه
يخطبنا فيقذر إلينا أنفسنا ويقول خرج أحدكم من مجرى البول
مرتين وكذلك قال طاوس لعمر بن عبد العزيز
ما هذه مشية من في بطنه خراء إذ رآه يتبختر وكان ذلك قبل خلافته وهذا
أوله ووسطه
ولو ترك نفسه في حياته يوما لم يتعهدها بالتنظيف والغسل لثارت منه
الأنتان والأقذار وصار أنتن وأقذر من الدواب المهملة التي لا تتعهد نفسها
قط
فإذا نظر أنه خلق من أقذار وأسكن في أقذار وسيموت فيصير جيفة أقذر من
سائر الأقذار لم يفتخر بجماله الذي هو كخضراء الدمن وكلون الأزهار في
البوادي فبينما هو كذلك إذ صار هشيما تذروه الرياح كيف ولو كان جمالة باقيا
وعن هذه القبائح خاليا لكان يجب أن لا يتكبر به على القبيح إذ لم يكن قبح
القبيح إليه فينفيه ولا كان جمال الجميل إليه حتى يحمد عليه كيف ولا بقاء
له بل هو في كل حين يتصور أن يزول بمرض أو جدري أو قرحة أو سبب من الأسباب
فكم من وجوه جميلة قد سمجت بهذه الأسباب فمعرفة هذه الأمور تنزع من القلب
داء الكبر بالجمال لمن أكثر تأملها
السبب الثالث التكبر بالقوة والأيدي ويمنعه من ذلك أن يعلم ما سلط عليه
من العلل والأمراض وأنه لو توجع عرق واحد في يده لصار أعجز من كل عاجز وأذل
من كل ذليل وأنه لو سلبه الذباب شيئا لم يستنقذه منه وأن بقة لو دخلت في
أنفه أو نملة دخلت في أذنه لقتلته وأن شوكة لو دخلت في رجله لأعجزته وأن
حمى يوم تحلل من قوته مالا ينجبر في مدة
فمن لا يطيق شوكة ولا يقاوم بقة ولا يقدر على أن يدفع عن نفسه ذبابة فلا
ينبغي أن يفتخر بقوته ثم إن قوي الإنسان فلا يكون أقوى من حمار أو بقرة أو
فيل أو جمل وأي افتخار في صفة يسبقك فيها البهائم
السبب الرابع والخامس الغنى وكثرة المال وفي معناه كثرة الأتباع والأنصار
والتكبر بولاية السلاطين والتمكن من جهتهم وكل ذلك تكبر بمعنى خارج عن ذات
الإنسان كالجمال والقوة والعلم
وهذا أقبح أنواع الكبر فإن المتكبر بماله كأنه متكبر بفرسه وداره ولو مات
فرسه وانهدمت داره لعاد ذليلا والمتكبر بتمكين السلطان وولايته لا بصفة في
نفسه بنى أمره على قلب هو أشد غليانا من القدر فإن تغير عليه كان أذل الخلق
وكل متكبر بأمر خارج عن ذاته فهو ظاهر الجهل كيف والمتكبر بالغنى لو تأمل
لرأى في اليهود من يزيد عليه في الغنى والثروة والتجمل فأف لشرف يسبقك به
اليهودي وأف لشرف يأخذه السارق في لحظة واحدة فيعود صاحبه ذليلا مفلسا فهذه
أسباب ليست في ذاته وما هو في ذاته ليس إليه دوام وجوده وهو في الآخرة وبال
ونكال فالتفاخر به غاية الجهل وكل ما ليس إليك فليس لك وشيء من هذه الأمور
ليس إليك بل إلى واهبه إن أبقاه لك وإن استرجعه زال عنك وما أنت إلا عبد
مملوك لا تقدر على شيء
ومن عرف ذلك لا بد وأن يزول كبره
ومثاله أن يفتخر الغافل بقوته وجماله وماله وحريته واستقلاله وسعة منازله
وكثرة خيوله وغلمانه إذ شهد عليه شاهدان عدلان عند حاكم منصف بأنه رقيق
لفلان وأن أبويه كانا مملوكين له فعلم ذلك وحكم به الحاكم فجاء مالكه فأخذه
وأخذ جميع ما في يده وهو مع ذلك يخشى أن يعاقبه وينكل به لتفريطه في أمواله
Türkçe Tercüme
بيان الطريق في معالجة الكبر واكتساب التواضع (3/7)
Aşağıda toprak ki ayaklar tarafından çiğnenir, sonra çamur durumuna gelir hatta irili ufaklı çamura dönüşür—nasıl böyle birisi kibirlenebilir? Insanın en kötü şeyleri de işte kendisine nispet edilen şeylerdir. Zira ona denir: "Ey topraktan daha aşağılanmış olan!", "Ey pis çamurdan daha iğrenç olan!", "Ey kan pıhtısından daha murdar olan!"
Eğer insan babasından kaynaklanması toprağından kaynaklanmasından daha yakınsa deriz: Yakın olana övünle, uzaktan saçma! Oysa nutfe (döllenmiş yumurta) ve mudga (kan pıhtısı) babasından daha yakındır. Öyleyse bu yüzden kendisini küçük görsün. Sonra yine, eğer yakın olma yükseklik gereksiyor duyardı, peki babası topraktan yüksek ise onda nereden yükseklik gelir ki? Eğer babada yükseklik yoksa oğlunda nereden gelsin? Öyleyse kaynağı topraktan, asabı nutfeden—asıl da yok, feslesi de yok!
İste nesep hakkareti budur: Kaynak ayaklar altında çiğnenir, asab (çocuk) vücuttan yıkanarken temizlenir. İşte insanın gerçek nesebinin hakikati budur. Kim bunu biliyor idiyse nesep ile kibirlenmez. Öyle insan, bu bilgiye ulaştığı, asıl gerçeğinin perdesi açıldığı zaman, şöyle biri gibi olur: Kendince hep Haşimoğullarından sanmış, anne-babası da bunu söylemiş, böylelikle şeref gururunca hep öğütlenmiş adam—ama birdenbire iki adil tanık iki adil erkek huzurunda bir yöneticinin önünde ona demiş: "Sen, pis işler yapan bir Hintli berber oğlu isen" ve aldatmanın yüzünü açmışlar. Artık şüphesi yoktur. Peki o kişide kibirlilğinden bir şey kalır mı? Hayır! Sadece halk arasında en aşağı, en aşağılanan olur, rezaletin ağırlığıyla başkalarına kibirlenebilecek hali kalmaz.
İşte düşünen kişi böyle olur: Kendi asıl kökenini düşünerek, nutfe ve mudga ve topraktan olduğunu bildikten sonra—zira babası eğer toprak taşıma işinde olsaydı ya da berberlik yapıp kan işiyle olsa ydı, babasının azalarının toprak ve kanla temasa gelmesinden başkasının rezilliğini bilirdi—peki bizzat kendisi toprak, kan ve ayıp şeylerin çamuru iken, bunlardan uzak durmayı kendi başına nasıl yapabilir?
İkinci neden: Güzellikle kibirlenme. Tedavisi: İç halini akıllılar gibi bakış açısıyla görmek, hayvanlı gibi görmemektir.
İç halini her bakışında hayvanca görmekten kaçınması gerekir. İç halini bakıştığında güzelliliği ile gurur duydurduğu varlığını bulandıran çirkinlikleri görür. Zira vücut her yanına kirlilikler yerleştirilmiştir: Bağırsaklarda dışkı, mesanede idrar, burunda sümük, ağızda tükürük, kulakta pislik, damarlanrında kan, cildin altında irin, koltuk altında koku. Her gün elini iki kez çıkardığı çıkıntıları yıkar, her gün bir-iki defa tuvalete gider, iç halinden çıkardığı şeyi gözle görseydi iğrenir, eğer dokunsa koklanmaktan şikayet ederdi. Bütün bunlar kendi rezilliğini bilsin ve aşağılığını anlasın diye. Bu sırada orta hali.
Başlangıçında ise iğrenç kaynağından yaratılmıştır: Nutfe şekline ve hayız kanına gark olmuş, pis yol vasıtasıyla çıkarılmıştır—belden çıktı ve erkek üyesi idrar yolu, sonra rahimden hayız kanı fışkırması, sonra pis kaynaktan çıktı. Enes Radiyallahu anh anlatır: Ebu Bekir es-Sıddık radiyallahu anh bize vaaz ederken insanımızı kendimize iğrendirirdim ve derdi: "Her biriniz idrar yolundan çıktı." Tavus da Ömer b. Abdulaziz'e dedi: "Bu, karnında dışkısı olanın yürüyüşü mü?" (onu böbürlenirken görünce). Bu onun ılkı.
Hayatında bir gün kendine bakılmasaydı, temizlik ve yıkama işlemesi yapılmasaydı, kokuşmuş pislik çıkardı ve kendi hallerine bırakılmış hayvanlar gibi, hatta onlardan daha kokuşmuş ve pis olurdu.
Öyleyse, o, pislikten yaratıldığını, pis yerlerde oturtulduğunu, ölümle beraber cesetler arasında en pis olacağını bilirse—güzelliği çöpün içindeki yeşillik, çöllerdeki çiçeklerin rengi gibidir, birdenbire rüzgar onun tozunu savurur—ne zaman ki güzelliği kalırsa ve bu çirkinliklerden uzak dursaydı yine kibirle çirkinim beğenmemesi gerekmez; zira çirkinliğin çirkinliği ondan gelmiş değil, güzelliğin güzelliği ona ait değildir. Üstelik onu her an hastalık, çiçek hastalığı, ülser veya bir başka sebeple yitirebilir. Kaç güzel yüz bu sebepler yüzünden çirkinleşti! İşte bu şeyleri tanımak, sıkça düşünen kişi için kalpten güzellikle kibirlenme hastalığını çeker.
Üçüncü neden: Güçle kibirlenme ve kollarla. Bunu engeller, ona saldırılan hastalık ve rahatsızlıkları bilmesidir. Bir damarında ağrı olsa en aciz olur, en aşağılanmış olur. Bir sineğin kaçırması dahi ele geçiremez. Kulağında igne, burnunda böcek girebilirse ölür. Ayağında diken girebilirse çaresiz kalır. Bir günlük ateş gücünü bu denli zayıflatır ki uzun zaman için tamir olm
Yapay zekâ destekli tercümedir; ilmî çalışmalar için aslına başvurunuz.