بيان اشتراط الخشوع وحضور القلب (2/2)
Huşû ve Kalbin Hazır Bulunmasının Şart Olduğunun Beyanı (2/2)
علماء الآخرة أكثر من أن يحصى
والحق الرجوع إلى أدلة الشرع والأخبار والآثار ظاهرة في هذا الشرط إلا أن
مقام الفتوى في التكليف الظاهر يتقدر بقدر قصور الخلق
فلا يمكن أن يشترط على الناس إحضار القلب في جميع الصلاة فإن ذلك يعجز
عنه كل البشر إلا الأقلين وإذا لم يمكن اشتراط الاستيعاب للضرورة فلا مرد
له إلا أن يشترط منه ما يطلق عليه الاسم ولو في اللحظة الواحدة وأولى
اللحظات به لحظة التكبير فاقتصرنا على التكليف بذلك
ونحن مع ذلك نرجو أن لا يكون حال الغافل في جميع صلاته مثل حال التارك
بالكلية
فإنه على الجملة أقدم على العمل ظاهرا وأحضر القلب لحظة
وكيف لا والذي صلى مع الحدث ناسيا صلاته باطلة عند الله تعالى ولكن له
أجر ما يحسب فعله وعلى قدر قصوره وعذره ومع هذا الرجاء فيخشى أن يكون حاله
أشد من حال التارك وكيف لا والذي يحضر الخدمة ويتهاون بالحضرة ويتكلم بكلام
الغافل المستحقر أشد حالا من الذي يعرض عن الخدمة وإذا تعارض أسباب الخوف
والرجاء وصار الأمر مخطرا في نفسه فإليك الخيرة بعده في الاحتياط والتساهل
ومع هذا فلا مطمع في مخالفة الفقهاء فيما أفتوا به من الصحة مع الغفلة
فإن ذلك من ضرورة الفتوى كما سبق التنبيه عليه ومن عرف سر الصلاة علم أن
الغفلة تضادها
ولكن قد ذكرنا في باب الفرق بين العلم الباطن والظاهر في كتاب قواعد
العقائد أن قصور الخلق أحد الأسباب المانعة عن التصريح بكل ما ينكشف من
أسرار الشرع
فلنقتصر على هذا القدر من البحث فإن فيه مقنعا للمريد الطالب لطريق
الآخرة
وأما المجادل المشغب فلسنا نقصد مخاطبته الآن وحاصل الكلام أن حضور القلب
هو روح الصلاة وأن أقل ما يبقى به رمق الروح الحضور عند التكبير
فالنقصان منه هلاك وبقدر الزيادة عليه تنبسط الروح في أجزاء الصلاة
وكم من حي لا حراك به قريب من ميت فصلاة الغافل في جميعها إلا عند
التكبير كمثل حي لا حراك به نسأل الله حسن العون
Türkçe Tercüme
Huşû ve kalp huzurunun şart koşulduğunun beyanı (2/2)
Âhiret âlimleri sayılamayacak kadar çoktur. Hak olan, şer'î delillere başvurmaktır; zira haberler ve rivayetler bu şart konusunda açıktır. Ancak zâhirî mükellefiyetlerde fetva makamı, insanların acziyeti ve noksanlığı nispetinde belirlenir. Bu sebeple insanlara namazın tamamında kalp huzurunu şart koşmak mümkün değildir; çünkü pek azı müstesna bütün beşeriyet bundan âcizdir. Zaruret sebebiyle namazın tamamını kuşatmasını şart koşmak mümkün olmayınca, bir anlığına dahi olsa bu ismin üzerine vâki olacağı asgari miktarı şart koşmaktan başka çare kalmaz. Buna en lâyık an ise tekbir anıdır; bu sebeple mükellefiyeti bununla sınırlandırdık.
Bununla birlikte, namazının tamamında gafil olan kimsenin durumunun, namazı bütünüyle terk eden kimsenin durumu gibi olmamasını umarız. Zira o, netice itibarıyla zâhiren bu amele yönelmiş ve bir an olsun kalbini hazır etmiştir. Nasıl umulmasın ki, abdesti bozulduğunu unutarak namaz kılan kimsenin namazı Allah Teâlâ katında bâtıl olsa da, ameli hesabınca, kusur ve mazeretinin derecesine göre bir ecir alır. Bu ümitle beraber, onun durumunun namazı terk edenden daha vahim olmasından da korkulur. Nasıl korkul
Yapay zekâ destekli tercümedir; ilmî çalışmalar için aslına başvurunuz.