KURAN KATİBİ
← Hadis Külliyatı

Sunen-i Ibn Mace

Ibn Mace · 4.319 hadis

Sunen-i Ibn Mace, 869 numaralı hadis

Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them

Aişe (r.anha)'dan şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), rüku'a vardığı zaman başını ne yukarıya kaldırır, ne de aşağıya indirir, ikisinin arasında tutardı." Diğer tahric: Aişe (r.anha)'nın hadisini Müslim 'Namazın sıfatı babı'nda, uzunca bir metin halinde rivayet etmiştir. Bu hadiste, Nebi (s.a.v.)'in, rüku'da mübarek başını beliyle aynı seviyede tuttuğu, yani başını belinin seviyesinden ne yüksek tuttuğu, ne de eğdiği bildirilmiştir. AÇIKLAMA 871’de

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 870 numaralı hadis

Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them

Ebu Mes'ud (Ukbe bin Amr el-Ensari) (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir : «Rüku' ve secdede belini düzgün tutmayan adamın kıldığı namaz, kafi değildir.-" Diğer tahric: Ebu Davud, Nesai, Darimi ve Tirmizi AÇIKLAMA 871’de

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 871 numaralı hadis

Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them

Ali bin Şeyban (r.a.), kavmi tarafından Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e elçi olarak gönderilen heyetten idi. Kendisi şöyle demiştir : Biz yola çıktık. Nihayet Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına vardıktan sonra Ona biat ettik. Ve arkasında namaz kıldık. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), namazını düzgün kılmayan, yani rüku' ve secde de belini düzgün tutmayan bir adama kulaktan yana göz ucuyla baktı. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazını bitirince: «Ey Müslümanlar cemaati! Rüku' ve secdede belini düzgün tutmayanın namazı yoktur.» buyurdu." Not: Zevaid'de: Bu hadisin isnadı sahih olup, ricali sikadır. İbn-i Huzeyme ve İbn-i Hibban, bu hadisi kendi sahihlerinde rivayet etmişlerdir, denilmiştir Diğer tahric: Ahmed, İbn-i Huzeyme ve İbn-i Hibban AÇIKLAMA (869, 870 ve 871): Gerek Ebu Mes'ud (r.a.)'ın hadisinde ve gerekse Ali bin Şeyban (r.a.)'ın hadisinde geçen, bel'in düzgün tutulmasından maksad, rüku' ve secdede bel'in bir süre hareketsiz tutulmasıdır Buna fıkıh lisanında 'Tume'nine'' denilir. EI-MenheI. Tuhfetu'I-Ahvezi ve Sindi, belin düzgün tutulmasını, tume'nine iIe yorumlamışlardır. Şu halde rükü' ve secdede tume'nine yapmayanın,yani en az bir sübhanellah denilecek kadar belini hareketsiz tutmayan kimsenin namazının sahih olmadığına bu babtaki hadisler delalet etmiş oluyor. Bu hususta alimler arasında görüş ayrılığı vardır. Şöyle ki : 1- Şafiiler, Malikiler, Hanbeliler, Davud-i Zahiri ve Hanefiler'den Ebu Yusuf'a gön~ namazda tume'nine farzdır. Onsuz namaz sahih değildir. Cumhürun görüşü de budur. Delilleri de, bu babta rivayet olunan Ebu Mes'ud (r.a.)'in hadisi ile Buhari ve diğerlerinin Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet ettikleri; namazı eksik kılan kişiye Resulullah (s.a.v.)'in namazı tarif ettiğine dair hadis ve buna benzeyen Enes, Rifaa ve Ali bin Şeyban (r.a.)'in hadisleridir. 2- Ebu Hanife ve Muhammed'e göre tume'nine, namazın farzlarından değildir, Rüku' ve secdede vacibtir. Onsuz namaz, günah olmakla beraber sahihtir. Bu iki alimin delili; ''Rüku' edin ve secde edin... '' ayetidir. Derler ki: Arap dilinde rüku' eğilmektir. Sücud da alçalmaktır. Eğilmek ile alçalmanın asgarisi, farzın yerine getirilmesi için kafidir. Rükı' ve secdede tume'nine'nin, yani duraklamanın farz kılınması, Kur'an nassına bir ilave yapmak demektir. Mütevatir delile ahad hadisi ile yapılan ilave muteber değildir. Cumhur, bu iki alime şöyle cevap verir:. Tume'nine Kur'an nassına bir ilave demek değildir. Kur'an'daki rüku' ve secde ile kasdediimiş olan manayı açıklamaktır. Çünkü arap diline göre secde, alnı yere bırakmaktır. Sünnet (hadis), şer'i olan secdenin, tume'nine ile yapılan secde olduğunu beyan etmiştir. Secde'nin vucubunu te'kid etmek üzere mezkur ayetin inişi, bu görüşü te'yid eder. Nebi (s.a.v.) ve beraberindekiler, ayetin inişinden önce de namaz kılarlardı. Ve tume'ninesiz kılmazlardı. Cumhur, bu konuda rivayet olunmuş olan hadislerin tume'ninesiz olarak kılınan namazın sahih olmadığına delalet ettiklerini söyleyerek, tume'ninenin farz olduğuna hükmetmişlerdir Tuhfetü'I-Ahvezi yazarı, 'Rüku' ve secdede belini düzgün tutmayan babı'nda rivayet edilen Ebu Mes'ud (r.a.)'ın hadisini açıkladıktan sonra şöyle der: ''Cumhura göre namazın bütün rükünlerinde tume'nine farzdır. Hak olanı da budur. EI-Hafız: 'Hanefi alimlerinden meşhur olan rivayet, tume'ninenin sünnet oluşudur. Bir çok müellifleri, bunu belirtmiştir. Fakat Tahavi'nin Sözü, Hanefi alimlerine göre tume'nine'nin vacib olduğuna delalet eder, Çünkü Tahavi, rüku' ve secde miktarını söz konusu ettiğinde, rüku'da üç defa 'Sübhane Rabbiye'l-Azim' denileceğine dair Ebu Davud'un ve başkasının rivayet ettiği hadisi zikrederek: Bu duanın okunacağı süre, rüku'un en az süresidir, dedikten sonra şöyle der: Bazı alimler: Rüku' ve secdenin miktarı budur. Daha az süre kafi değildir, demişlerdir. Bir kısım alimler, bunlara muhalefet ederek: Rüku' halinde durduğu ve secde halinde durakladığı zaman, kafidir, demişlerdir. Ebu Hanife, Ebu Yusuf, ve Muhammed'in kavli budur demiştir. Ben derim ki ta'dili erkan ve bütün rükünlerde tume'nine, Ebu Yusuf'a göre farzdır. Ama Ebu Hanife ve Muhammed'e göre kimisi vacibtir, kimisi sünnettir, demiştir. Es-Siaye sahibi, Hanefi alimlerinin kitablarında konu ile ilgili ibareleri naklettikten sonra şöyle der: 'Hulasa rüku' ve secde, alimlerin ittifakıyla iki rükündür. İhtilaf, bunlardaki tume'nine hakkındadır. Şafii ve Ebu Yusuf'a göre tume'nine farzdır. Tahavi'nin nakline göre Ebu Hanife ile Muhamımed'e göre de tarzdır. El-Cürcani'nin tahricine göre Ebu Hanife ile Muhammed, bunun sünnet olduğuna hükmetmişlerdir. El-Kerhi'nin tahricine göre Ebu Hanife ile Muhammed, tume'ninenin vacibliği görüşündedirler. Büyük bir cemaatın Ebu Hanife ile Muhammed'den naklettikleri görüş, bu son görüştür. Hanefi mezhebine ait metinler de bu görüş üzerinde toplanmışlardır

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 872 numaralı hadis

Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them

Vabısa bin Ma'bed (r.a.)'\n şöyle dediği rivayet edilmiştir : Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i namaz kılarken gördüm. Rüku' ettiği zaman, belini öyle düzgün tutuyordu ki, eğer üzerine su dökülmüş olsaydı, orada kalacaktı. Not: Zevaid'de: İsnadında Talha bin Zeyd vardır. Buhari ve başkaları: O, hadisi münker bir kimsedir, demişlerdir. Ahmed bin el-Medeni de: O. hadis uydurur, demiş, denilmiştir

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 873 numaralı hadis

Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them

Mus'ab bin Sa'd (bin Ebi Vakkas) (r.a.)'dan şöyle demiştir: Ben, babam yanında rüku' ettim de tatbik ettim. Babam elime vurdu ve: Biz böyle yapardık. Sonra ellerimizi diz kapaklarımızın üzerine kaldırmakla emrolunduk. dedi. Diğer tahric: Mus'ab bin Sa'd (r.a.)'ın hadisini Buhari, Müslim ve Nesai de az lafız farkıyla rivayet etmişlerdir. Hadisteki Sa'd bin Ebi Vakkas (r.a.)'e ait metin ise Kütüb-i Sitte'nin hepsinde rivayet edilmiştir

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 874 numaralı hadis

Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them

Aişe (r.anha)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) rüku* ederdi de ellerini diz kapakları üzerine koyardı. Pazılarını (yanlarından) uzaklaştırırdı." Not: İsnadındaki Harise bin Ebl'r-Rical'ın zayıflığı üzerinde alimlerin ittifak ettikleri Zevliid'de bildirilmiştir

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 875 numaralı hadis

Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them

Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu 'Aleyhi ve Sellem) : Semi'allahu limen hamideh dediği zaman Rabbena ve lekel hamd derdi. AÇIKLAMA 879’da

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 876 numaralı hadis

Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them

Enes bin Malik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «İmam semi'allahu limen hamideh dedigri zaman siz de Rabbena ve lekel hamd deyiniz.» buyurdu. AÇIKLAMA 879’da

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 877 numaralı hadis

Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them

Ebu Said-i Hudri (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre kendisi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işitmi$tir: «İmam: semi'allahu limen hamideh dediği zaman siz de: Allahumme Rabbena ve lekel hamd deyiniz.»" AÇIKLAMA 879’da

Derece: Hasan Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 878 numaralı hadis

Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them

İbn-i Ebi Evfa (r.a.)'den şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) rüku'dan başını kaldırdığı zaman: (ve tam doğrulduktan sonra derdiki: سَمِعَ اللّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ. اللهم رَبَّنَا َلَكَ اَلْحَمْدُ ملء السماوات وملء الأرض. وملء ما شئت من شيء بعد AÇIKLAMA 879’da)

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 879 numaralı hadis

Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them

Ebu Cuhayfe (r.a.)"den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazdayken. Onun yanında nasiblerden bahsedildi. Bir adam: Falan'ın nasibi atlardadır, dedi. Bir başkası: Falan'ın nasibi develerdedir, dedi. Diğer birisi: Falan'ın nasibi koyunlardadır, dedi. Bir başka kişi: Falan'ın nasibi kölelerdedir, dedi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazını kılıp, son rek'at'in rüku'un)dan başını kaldırınca:

Derece: Daif

Sunen-i Ibn Mace, 880 numaralı hadis

Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them

Meymune (r.anha)'den şöyle demiştir : Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) secde ettiği zaman kollarını (yanlarından) uzaklaştırırdı. Öyle ki, bir kuzu, kollarının arasından geçmek isteseydi geçebilirdi

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 881 numaralı hadis

Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them

Abdullah bin Ubeydillah bin Akranı el-Huzai'nin babası Ubeydullah bin Akram el-Huzai (r.a.)den şöyle demiştir: Ben, Nemire'nin dağlardan ve tepelerden oldukça uzak bir düzlüğünde babamın beraberindeydim. Yakınımızdan bir süvari kafilesi geçti ve yolun kenarında (develerini) çökerttiler. Bunun üzerine babam (Akram) bana: Sen hayvanların yanında kal. Ta ki ben şu topluluğun yanına vararak onlarla görüşüp durumlarını sorayım, dedi. Ve çıkıp gitti. Ben de vardım. Yani yaklaştım. Baktım ki Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ordadır. (Namaza durdular.) Ben de namazda hazır bulunarak onlarla beraber namaz kıldım. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in her secde edişinde ben O'nun koltuk altlarının beyazlıklarına bakardım. İbn-i Macete demiştir ki: Halk, Ubeydillah bin Abdullah der. Ravi Ebü Bekir bin Ebi Şeybe de dedi ki: Halk Abdullah bin Ubeydilah der. Bize Muhammed bin Beşşar tahdis etti. (O da dedi ki:) Bize Abdurrahman bin Mehdi, Safvan bin İsa ve Ebu Davud tahdis ederek dediler ki: Bize, Davud bin Kays, UbeydiUah bin Abdillah bin Akram'dan; O da babasından, O da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bunun mislini tahdis etti. SENEDLER'E DAİR İZAH: Müellif (İbn-i Mce), bu hadisi iki senedIe rivayet etmiş. Her iki senedin ricali, yukarıdaki arapça metinde ismen geçmektedir. Müellife tahdiste bulunan ilk seneddeki ravi Ebu Bekir bin Ebi Şeybe'dir. Onun zikrettiği senedde, sahabi Akram el-Huzai'nin oğlu ve ravisinin adı UbeyduIIah'tır. Ubeydullah'ın ravisi olan oğlunun adı ise Abdullah'tır, Müellife tahdiste bulunan ikinci seneddeki ravi ise, Muhammed bin Beşşar'dır, Bu senede göre sahabi Akram'ın ravisi oğlunun adı Abdullah'tır. Abdullah'ın ravisi ve oğlunun adı ise Ubeydullah'tır, Müellif demiştir ki : Halk bu zatları Ubeydullah bin Abdullah olarak söyler. Fakat Ebu Bekir bin Ebi Şeybe demiştir ki: Halk bu zatları AbduIIah bin Ubeydullah olarak söylerler. Müellifin, Ubeydullah bin Abdillah deyişinin taraftarı olduğu, ifade tarzından anlaşılıyor. Tirmizi'de rivayet olunan bu hadisin senedinde de mezkur zatlar Ubeydillah bin Abdullah bin Akram el-Huzai olarak geçmektedirler. Hulasa'da da Abdullah, Akram'ın oğlu olarak ve Ubeydullah da Abdullah'ın oğlu olarak tanıtılmıştır. İki hadiste geçen bazı kelimeler: Behme: Kuzunun erkek ve dişisine denilir. Behm: Kuzular demektir. İkinci hadiste geçen ve hayvanlar diye terceme ettiğimiz Behm'den maksad, kuzular olabilir. Kaa': Dağlardan ve tepelerden biraz uzak olan ova ve düzlük araziye denilir. Bunun çoğulu Kıy', Kıy'a, Kıy'an ve Akva' gelir. Veret: Parlak olmayan beyazlık demektir. Mezkur iki hadis, secde halinde kolları açmanın meşruluğuna delalet eder. Elleri yanlardan uzaklaştırmak, erkeklere mahsustur. Kadınların kollarını yanlarına yapıştırmaları matlubtur. Bu hususta Ebu Davud'un el-Merasil'de Yezid bin Ebi Habib'ten rivayet ettiği hadis vardır. Meymune (r.a.)'nın hadisini Müslim, Ebu Davud, Nesai, el-Hakim ve Taberani de rivayet etmişlerdir

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 882 numaralı hadis

Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them

Vail bin Hucr (r.a.)'den rivayet edildiğine göre. şöyle demiştir : Ben, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in secdeye giderken ellerinden önce dizlerini yere koyduğunu ve secdeden kalktığı zaman, dizlerinden önce ellerini (yerden) kaldırdığını gördüm." Diğer tahric: Ebu Davud, Ahmed, Nesai, Tirmizi, el-Hakirrı, Darekutni, Darimi ve Tahavi

Derece: Daif

Sunen-i Ibn Mace, 883 numaralı hadis

Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them

(Abdullah) İbn-i Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sel/em) şöyle buyurdu demiştir : ‘‘Ben, yedi kemik üzerinde secde etmekle emrolundum." Diğer tahric: Ebu Davu, Nesai, Tirmizi, Bezzar ve Tahavi de az lafız farkıyla rivayet etmişlerdir

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 884 numaralı hadis

Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them

İbn-i Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Ben, yedi (kemik) üzerinde secde etmekle ve (secdeye giderken) saç ve elbiseyi toplamamakla emrolundum.» Ravi İbn-i Tavus demiştir ki: Babam. (yedi kemiği sayarken) şöyle diyordu: Eller. diz kapakları. ayaklar. Ve babam alın ile burnu bir sayardı. Bu Hadis'i az afız farkı ile Kütüb-i Sitte sahibIerinin hepsi rivayet etmişlerdir. Bu hadisin sonunda ravi İbn-i Tavus demiştir ki: Babam yedi kemiği saymış, alın ve burnu bir uzuv olarak göstermiştir. EI-Menhel'de bildirildiğine göre İbn-i Tavus'un babası olan Tavus, alın üzerinde secde etmeyi vacib görmüş, secdede burnun yere değdirilmesini de sünnet saymıştır

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 885 numaralı hadis

Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them

Abbas bin Abdulmuttalib (r.a.)'den rivayet edildiğine göre kendisi; Resulullah (Salluilahıı Aleyhi ve Sellem)'den şunu buyururken işitmiştir : «Kul, secde ettiği zaman onunla beraber yedi uzuv secde eder: (etmelidir.) Yüzü, el avuçları, diz kapakları ve ayakları.» Bu Hadis'i: Ahmed ve Buhari hariç, Kütüb•i Sitte sahibIeri rivayet etmişlerdir

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 886 numaralı hadis

Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them

Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sahabesi Ahmer (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) secde ettiği zaman ellerini yanlarından çok uzaklaştırdığından dolayı, biz gerçekten Ona çok acıyorduk. Diğer tahric: Ahmed, Ebu Davud, Tirmizi ve Tahavi

Derece: Hasan Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 887 numaralı hadis

Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them

Ukbe bin Amir el-Cüheni (radiyallahu anh)'den, şöyle demiştir: فسبح باسم ربك العظيم "-Fesebbih bi-ismi rabbiyel azim- = Öyleyse sen. Büyük Rabbinin adını tesbih et. " ) [Vakia 74] ayeti nazil olduğu zaman Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize : "Bu (ayetin mefhumu)nu rükunuzda kılın. " buyurdu. Sonra; سبح اسم ربك الأعلى ,Sebbih isme Rabbikel A’la = Yüce Rabbinin adını tesbih et. [A’la 1] ayeti nazil olunca Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize: "Bu (ayetin mefhumu)nu secdenizde kılın. " buyurdu.** Diğer tahric: İbn-i Hibban, Ahmed, Ebu Davud, el-Hakim, ve Darimi

Derece: Daif

Sunen-i Ibn Mace, 888 numaralı hadis

Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them

Huzeyfe bin el-Yeman (r.a.)'dem rivayet edildiğine göre kendisi : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den; rüku'a gittiği zaman üç defa «Sübhane Rabbiye'I-Azim» ve secdeye gittiği zaman üç defa «Sübhane Rabbiye'l-A'la» dediğini (kulağıyla) işitmiştir." Diğer tahric: Ahmed, Müslim, Ebu Davud, Nesai ve Darimi Tirmizi de bunun bir benzerini rivayet ederek hasen - sahih olduğunu söylemiştir

Derece: Sahih