Sunen-i Ibn Mace, 469 numaralı hadis
The Book of Purification and its Sunnah
Enes bin Malik (Radiyallahu anh)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur : «Kim güzelce abdest alır ve abdestten sonra üç defa şunu söylerse ona cennetin 8 kapısı açılır. Onların hangisinden dilerse girer.» «Dilimle söyler ve kalbimle tasdik ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur. Muhammed de O'nun kulu ve resulüdür.» Ebü'l-Hasan bin Seleme El-Kattan dedi ki: Bize İbrahim bin Nasr tahdis etti. (O da dedi ki) Bize Ebu Naim bu hadisin mislini tahdis etti. Not: Zeyd El-Ammi'nin zayıflığı nedeni ile senedin zayıflığı Zevaid'de bildirilmiştir
Derece: Daif
Sunen-i Ibn Mace, 470 numaralı hadis
The Book of Purification and its Sunnah
Ömer bin El-Hattab (Radiyallahu anh)'den rivayet edildiğine göre kendisi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Seİlem) şöyle buyurdu, demiştir: «Her hangi bir müslüman abdestini güzelce alır sonra «Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in O'nun kulu ve Resulü olduğuna şübhesiz şehadet ederim, derse mutlaka onun için cennetin 8 kapısı açılır. Bunlardan dilediğinden (cennet'e) girer.» AÇIKLAMA : Hadiste geçen "Güzelce abdest'' tabirinden maksad isbağdır. Yani rükünleri ile beraber abdestin sünnet ve adabına riayet etmek ve suda israf etmemektir. Sindi Güzelliği böyle açıkladıktan sonra der ki: «Tirmizi'nin rivayetinde duanın sonunda şu parça da vardır. = «Allah'ım! Beni çok tevbe edenlerden kıl ve beni çok temizlenenlerden eyle.,. Nevevi demiştir ki, Nesai'nin Amelu'l-Yevm Ve'l-Leyle kitabında merfu' olarak rivayet etmiş olduğu şu duayı da eklemek müstahabtır. «Allah'ım, senin her türlü noksanlıktan pak ve nezih olduğuna inanırım. Senin hamdinle şahadet ederim ki senden başka ilah yoktur. Sen tek'sin hiç bir ortağın yoktur. Senden mağfiret dilerim ve sana tevbe ederim.» Hadisin «Cennet'in 8 kapısı açılır.» parçasına gelince bir kapı kişinin Cennet'e girmesi için kafi olduğu halde, mezkur amelin üstün değerini belirtmek ve yüceltmek için sekiz kapının açılacağı haber veriliyor.» Ebu Davud, Sünen'inde, benzer başlık altında açtığı babta, Ukbe bin Amir'den rivayet edilen uzun metinli hadisin sonunda Hz. Ömer'den rivayet edilen metin Müslim'de de bulunur. EI-Menhel yazarı hadisi açıklarken özetle şöyle der: 'Cennet'in sekiz kapısının adları şöyledir: İman kapısı, Namaz kapısı, Oruç kapısı, Sadaka kapısı, Öfkesini yenenler kapısı, Razılar kapısı, Cihad kapısı ve Tevbe kapısı. Bir hadise göre Cennetin Reyyan kapısından yalnız oruçlular girer. Başkası bu kapıdan giremez. Yukardaki hadise göre abdest alıp dua okuyan kimse için (bu kapı dahil) Cennet'in sekiz kapısının açılması durumu bir çelişki arzetmez. Çünkü eğer abdest ve duayı gerçekleştiren kimse oruçluluk vasfını da taşıyorsa dileğine binaen Reyyan kapısından veya başka kapıdan girer. Şayet oruçluluk vasfını taşımıyorsa Reyyan kapısından girmek arzusunu duymaz. Veya buna muvaffak kılınmaz. Bu takdirde hadisteki muhayyerlik hikmeti ve faydası o şahsın ihraz edeceği şeref ve azameti belirtmektir. Nasıl ki Allah Teala, bütün peygamberlere Hz. Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zamanına ulaşmaları halinde O'na iman etmelerini emretmiştir. Halbuki Hz. Muhammed'in diğer peygamberlerin zamanında zuhur etmiyeceği ve hepsinden sonra gönderileceği malum idi. Bu emir sırf peygamberimizin şerefinin açıklanması ve ilanı içindir. Abdest tamamlandıktan sonra okunması emrolunan yukardaki duaların hepsinin peygamberimizden rivayet edilmesi sabittir. Fakat abdest alındığında her uzuv yıkanırken okunması itiyad haline getirilen dualar sabit görülmemiştir. Müslim, Nesai, Tirmizi ve Ebu Davud abdest sonunda şahadet kelimesinin okunmasına dair hadisi uzun ve kısa metinler halinde rivayet etmişlerdir. Müslim ve Nesai'nin rivayetlerinde abdestten sonra iki rek'at namaz kılan ve huşu' içinde namazını tamamlayanlar için benzer mükafat vaad edilmiştir. Bu sebeble Hanefi, Şafii, Maliki ve Hanbeli mezhebIerine göre abdestten sonra iki rek'at namaz kılmak sünnettir
Derece: Sahih
Sunen-i Ibn Mace, 471 numaralı hadis
The Book of Purification and its Sunnah
Abdullah bin Zeyd (Radiyallahu anh)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) (bir defa) bize gelmiş idi. Biz sarı bakırdan (mamul) bir tevr'de Ona su çıkardık. Kendisi de onunla abdest aldı. AÇIKLAMA : Sarı bakır, altına benzediği için bundan mamul kabtan abdest alınması, keza gusül edilmesi caiz mi? diye bir şübhenin meydana gelmemesi için bu hususta varid olan hadislere ait açılan bab ta rivayet olunan mezkur hadis Buhari ve Ebu Davud'un Sünen'inde de rivayet olunmuştur. Ebu Davud'un «Sarı Bakır Kablardan Abdest Alma Babında» rivayet olunan bu hadisin açıklamasını yaparken EI-Menhel yazarı şu bilgiyi verir: Tevr: Taş, sarı bakır veya başka maddeden mamul olup leğene benzeyen bir çeşit kabtır. Su içmek, yemek yemek ve abdest almak işinde kullanılır. Tevr'in, leğen olduğu da söylenmiştir. HADIS'İN FIKIH YÖNÜ : Hadis, abdest suyunu hazırlamak suretiyle abdest alana yardım etmenin caiz olduğuna ve rengi bakımından altın'a benzemekle beraber sarı bakır kabtan abdest almanın mekruh olmadığına delalet eder. Ebu Ubey: «Buna binaen bakır vesair benzeri madeni kablardan abdest almanın caizliğine hükmedilerek halk'a ibadet hususunda kolaylık sağlanmıştır. Yalnız İbn-i Ömer (r.a.)'den edilen bir rivayete göre kendisi sarı bakır kabtan abdest almayı mekruh görmüştür. der.» El-Ayni de "İbn-i Ömer (r.a.)'den bu hususta yapılan rivayetleri naklettikten sonra: İbn-i Ömer'in bıı keraheti kendisinin bakırın kokusundan hoşlanmaması anlamına yorumlamak mümkündür. Şayet fıkhi anlamdaki kerahet anlamı kasdediImiş ise onun bunu mekruh görmesi, Peygamber (s.a.v.)'den rivayet edildiği sabit olan ve bunun kerahetsiz olarak caiz olduğuna delalet eden hadislere karşı tutarsız kalır.» demiştir
Derece: Sahih
Sunen-i Ibn Mace, 472 numaralı hadis
The Book of Purification and its Sunnah
Zeyneb Bint-i Cahş (Radiyallahu anh)'den rivayet edildiğine göre: Kendisinin bakır bir teknesi var idi. Kendisi : «Ben Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'in mübarek başını (çamaşır için bakırdan mamul) o teknede taradım, demiştir.» Not: Hadisin isnadının sahlh ve ricalinin sika oldukları, Zevaid'de bildiril miştir
Derece: Sahih
Sunen-i Ibn Mace, 473 numaralı hadis
The Book of Purification and its Sunnah
Ebu Hureyre (Radiyallahu anh)'den: şöyle söylemiştir: Şüphesiz Nebi (Sallallahu aleyhi ve sellem), tevr'den (sarı bakır kabtan) abdest aldı
Derece: Hasan
Sunen-i Ibn Mace, 474 numaralı hadis
The Book of Purification and its Sunnah
Aişe r.anha dediki: Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem uyurdu, hatta horlardı, sonra kalkar abdest almaksızın namaz kılardı. Tanafisi dedi ki Veki' şöyle söylemiştir: Aişe, Resul-i Ekrem'in secde halinde iken uyuduğunu ... kasdetmiştir:' AÇIKLAMA 478’de
Derece: Sahih
Sunen-i Ibn Mace, 475 numaralı hadis
The Book of Purification and its Sunnah
Abdullah (İbn-i Mes'ud) (Radiyallahu anh)'den: şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şüphesiz uyudu. Hatta horladı. Sonra kalkıp namaz kıldı. Not: Zevaid'de: Bu, ricali sika olan bir isnaddır. Fakat senedde Haccac vardır. O da İbn-i Ertat'tır. Kendisi tedlis yapardı. AÇIKLAMA 478’de
Derece: Sahih
Sunen-i Ibn Mace, 476 numaralı hadis
The Book of Purification and its Sunnah
(Abdullah) İbn-i Abbas (Radiyallahu anh)'den: şöyle söylemiştir: Nebi (Sallallahu aleyhi ve sellem)'in o uykusu, kendisi oturur iken olmuştur." Not :Zevaid'de: Ravilerden Hureys zayıf olduğu için hadisin isnadı zayıftır. Ebu Davud ve Tirmizi de İbn-i Abbas'ın bu hadisini başka senedlerle ve başka metin halinde rivayet etmişlerdir, denilmiştir. Sindi'de: Ben derim ki Ebu Da.vud bu hadisi hem isnad hem de mana yönlerinden zayıf görmüştür, diyor. (Yani: ibn-i Abbas (r.a.) şunu demek istemiştir: Resul-i Ekrem'in uyuyup horladıktan sonra kalktığında abdest almaksızın namaz kıldığına dair hadiste söz konusu edilen uykusu O, oturmuş halde iken vuku bulmuştur.) AÇIKLAMA 478’de
Derece: Munkar
Sunen-i Ibn Mace, 477 numaralı hadis
The Book of Purification and its Sunnah
Ali bin Ebi Talib (Radiyallahu anh)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Uyanıklık makat'ın bağıdır. Bu sebeble uyuyan kimse abdest alsın.» AÇIKLAMA 478’de
Derece: Hasan
Sunen-i Ibn Mace, 478 numaralı hadis
The Book of Purification and its Sunnah
Safvan bin Assal (El-Muradi El-Cemeli) (Radiyallahu anh)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem), mestlerimizi üç güne kadar büyük abdest bozmak, küçük abdest bozmak ve uyku uyumak nedenleri ile çıkarmamızı, fakat cünüblük halinden dolayı çıkarmamızı emretti
Derece: Hasan
Sunen-i Ibn Mace, 479 numaralı hadis
The Book of Purification and its Sunnah
Büsre bint-i Safvan (Radiyallahu anha)'dan rivayet edildiğine göre, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Biriniz, el ile kendi erkeklik uzvuna dokunduğu zaman abdest alsın.» Diğer tahric: Malik. Şafii, Ahmed. Tirmizi, İbn-i Huzeyme. İbn-i Hibban, El-Hakim, İbnü'l-Carud. Darekutni ve Tahavi AÇIKLAMA : Ebu Davud'un Süneninde aynı başlık altında EI-Menhel yazarı şu malümatı vermektedir: Hadisin «Eliyle kendi erkeklik uzvuna dokunan» ifadesinden maksad perdesiz olarak dokunmaktır. Çünkü Ebu Hureyre'den rivayet edilen bir hadiste Resülullah s.a.v.: «Arada perde olmaksızın eliyle kendi erkeklik uzvuna dokunan kimseye abdest almak vacib olur.» buyurmuştur. Bu hadisi Ahmed bin Hanbel ve İbn-i Hibban rivayet etmişlerdir. Esasen bu parçada geçen «Mess» kelimesi çıplak el ile ve perdesiz olarak bir şeye dokunmaktır. Hadisin «Abdest alsın» emrinden maksad şer'i abdesttir. Sadece el yıkamak değildir. Çünkü Darekutni'nin rivayetinde hadis şöyledir: «Biriniz kendi erkeklik uzvuna eliyle dokunduğu zaman namaz için alınması gereken abdesti alsın.» Yine Darekutni'nin başka bir rivayetinde şu mealde bir hadis vardır: "Kendi erkeklik uzvuna eliyle dokunan abdestini iade etsin.» İade kavramı namaz abdesti için tahakkuk eder. Hadisin zahiri, erkeklik uzvuna dokunmaktan dolayı abdestin bozulmasına delalet eder. Ömer bin El-Hattab, oğlu Abdullah, Ebu Hureyre, İbn-i Abbas, Aişe, Sa'd bin Ebi Vakkas, Ata', Zühri, İbnü'l-Müseyyeb, Mücahid, Eban bin Osman, Süleyman bin Yesar, İshak, Malik, Şafii ve Ahmed bin Hanbel (r.a.) buna hükmetmişlerdir. Onların delili zikredilen hadis ile Darekutni'nin yukarda geçen iki rivayeti ve yine Darekutni'nin Aişe (r.anha)'dan rivayet ettiği şu hadistir: "Nebi s.a.v. buyurdular ki, «tenasül uzuvlarına elleriyle dokunduktan sonra abdest almadan namaza duranlara veyl olsun.»" Bu hadis bir beddua mahiyetindedir. Beddua ise ancak gerekli olan bir şeyi terk etmek üzere yapılır. EI-Menhel yazarı başka delilleri de zikretmiştir. EI:Menhel yazarı daha sonra erkeklik uzvuna elin dokunmasıyla abdestin bozulmadığına hükmedenlerin başında Ali, İbn-i Me 'ud. Ammar , Hasan-i Basri, Rabia, Sevri, Ebu Hanife ve arkadaşları (r.a.) gelir. Bunların delili ise Talk bin Ali'nin gelecek olan (483 nolu) hadisidir. Tabarani ve İbn-i Hazm, Talk'ın hadisinin sahih olduğunu Tehavi de onun isnadının doğru olduğunu ve İbnü'i-Medeni ise Talk'ın hadisi Busre'nin (479 nolu) hadisinden hasen olduğunu söylemiştir. Bunların delillerinden birisi de Tahavi'nin Ali (r.a.)'den rivayet ettiği şu manadaki haberidir: «Ben, burnuma veya kulağıma veya erkeklik uzvuma elimle dokunmam, arasında bir fark görmem.» Tahavi, İbnü'l-Mes'ud ve Huzeyfe (r.a.)'den de benzer haber rivayet etmiştir. Erkeklik uzvuna elin dokunmasıyla abdestin bozulmadığına hükmeden bu alimler, abdestin bozulduğuna delalet eder. Busre'nin hadisi hakkında: Bu hadis herkesin mübteIa olduğu yaygın bir mes'ele hakkında da varid olan bir ahad hadis'tir. Eğer sabit olmuş olsaydı meşhur hadisler arasına geçerdi. Bunun sabit olduğu tesbit edildiği takdirde normal abdest değil, el yıkama anlamında yorumlanır. Çünkü sahabiler taşlarla istinca ederlerdi elleriyle tenasül uzuvlarına dokununca bilhassa yaz günlerinde elleri kirlenmiş olurdu, demişlerdir. Bazı alimler de Busre'nin hadisi ile Talk'ın hadisini işler hale getirmek için Busre'nin hadisindeki erkeklik uzvuna dokunmayı o yoldan idrar ve benzeri bir şeyin çıkmasına yorumlamışlardır. Tabii bu yorum çok uzak bir te'vildir. Bu nedenle tutarsızdır. Erkeklik uzvuna dokunmakla abdestin bozulmadığına hükmedenlerin gösterdikleri en kuvvetli delil olan Talk'ın hadisini "Şafii, Darekutni, Beyhaki, İbnü'l-Cevzi zayıf görmüşlerdir. Şafii: «Biz Kays bin Talk'ın kim olduğunu soruşturduk onu tanıyanı bulamadık. Bu nedenle biz onun haberini neye dayanarak kabul edebiliriz» demiştir. Ebu Hatim ve Ebu Zür'a da: Kays bin Talk, sözü delil sayılan kişilerden değildir. Onun hadisinin sahih olduğu tesbit. edildiği takdirde de Busre'nin hadisi ile mensuhtur. Çünkü Talk hicretin ilk yılı Mescid-i Nebevi yapılırken Peygamber'in yanma varmış, Busre ise hicretin sekizinci yılı Mekke'nin fethedildiği yıl müslüman olmuştur. Talk mescid inşaatında Peygamberimizi ziyaret ettikten sonra kavmine dönmüş ve ondan sonra bir daha Peygamberimizin yanına geldiği sabit olmamıştır, demişlerdir. İbn-i Hibban, Taberani, İbnü'l-Arabi ve El-Hazimi de Talk'ın hadisinin mensuh olduğuna hükmedenlerdendir. Alimlerin bir kısmı tercih yolunu seçerek Busre'nin hadisini Talk'ın hadisine tercih etmişlerdir. Çünkü Tirmizi, Darekutni, İbn-i Main ve Ahmed gibi bir çok imam onun sıhhatına hükmetmişIerdir. Buhari de bu konuda varid olan en sahih hadis Busre'nindir, demiştir. Telhis'te beyan edildiğine göre Beyhaki: Busre'nin hadisini Buhari ve Müslim tahric etmemiş ise de bütün ravilerini hüccet saymışlardır. Buhari, Mervan bin El-Hakeıni bir kaç hadiste sika saymıştır. Busre'nin hadisini te'yid eden şahidIerinin ve tariklerinin çokluğu da tercih sebebini teşkil eder. el-Menhel yazarı bu arada şahidIeri ve tarikleri sırayla nakletmiş ise de çok uzun olduğundan dolayı buraya aktarmadım.) EI-Menhel yazarı daha sonra abdestin bozulmadığına hükmeden Hz. Ali ve diğer sahabilerin sözlerine karşı abdestin bozulduğunu savunanlar şöyle demişlerdir, der: Hz. Ali ve arkadaşlarından rivayet olunan hadisler mevkuf eserlerdir. (Yani Resuluııah'ın buyrukları değildir.) Bu nedenle bunlar Resuluııah s.a.v.'e merfu' olan sahih hadislere denk tutulamazlar. «Busre'nin. hadisi Ehad haberidir», sözü reddedilmiştir. Çünkü Busre'nin hadisini 17 sahabi rivayet etmiştir. Suyuti onu mütevatir hadislerden saymıştır. El-Hakim: Sahabilerden ve Tabiilerden bir cemaat bu hadisi Busre'den rivayet etmiştir. AbduIIah bin Ömer bin El-Hattab, Abdullah bin Amr bin El-As, Said bin El-Müseyyeb, Umre bint-i Abdirrahman, El-Ensari ye, AbduIlah bin Ebi Melike ve Süleyman bin Musa (r.a.) Busre'den rivayet edenlerdendir, der. Yukarıda geçen açıklama ile erkeklik uzvuna dokunmanın abdesti bozduğu açıktır. Buna hükmedenlerin konu hakkındaki ayrıntılı bilgileri aşağıya alınmıştır: 1)- Maliki mezhebine göre erginlik çağına gelen kişinin perdesiz olarak kendi erkeklik uzvuna eliyle dokunması abdesti bozar. Dokunmanın kasden veya sehven olması, şehvet duyup duymaması, el ayası, kenarı, parmak uçları veya kenarları ile dokunma arasında bir fark yoktur. Fakat; tırnak ve elin tersi ile dokunma abdesti bozmaz. Mezhebin meşhur kavli budur. Perdeli olarak dokunmaya gelince, üç kavil vardır: Meşhur kavle göre; bozmaz. Kadının kendi tenasül uzvuna dokunması ise meşhur kavle göre abdesti bozmaz. Kişinin kendi dübürüne elini dokundurması abdesti bozmaz. 2)- Şafii mezhebine göre elin içi ile bir insanın tenasül uzvuna perdesiz olarak dokunmak abdesti bozar. Kişinin kendi tenasül uzvuna veya başkasının tenasül uzvuna dokunması farketmez. Tenasül uzvuna dokunulan kişinin, küçük veya büyük, erkek veya kadın, diri veya ölü olması farketmez. Bir insanın dübürüne dokunmasının hükmü de aynıdır. Elin içi derken elin ayası ve parmakların iç kısmı kasdedilmiştir. 3)- Hanbeli mezhebine göre erkeklik uzvuna çıplak el ile dokunmak mutlaka abdesti bozar. Dokunanın erkek veya kadın olması, şehvetli veya şehvetsiz olması kendi tenasül uzvu veya başkasının tenasül uzvu, elin ayası veya tersi yahut da kenarı neticeyi değiştirmez. Dübürün hükmü de erkeklik uzvunun hükmüdür. Kadının kendi tenasül uzvuna dokunması da abdestini bozar. ''EI-Menhel yazarı yukarıdaki ayrıntılı. bilgilerini naklettiği çeşitli mezheb alimlerinin dayandıkları delillerin bir kısmını da kasdetmiştir. Çok geniş olan bu konu hakkında özlü olarak verilmesine çalıştığımız bu bilgiyi aktarmakla yetiniyoruz. Daha geniş malumat isteyenler fıkıh kitaplarına ve hadislerin şerhlerine müracaat edebilirler.'' HADİS'İN FIKIH YÖNÜ : Hadis erkeklik uzvuna elin dokunmasından dolayı abdestin bozulduğuna delalet eder. Bu konuda alimler arasında mevcut ihtilafı yukarda gördünüz. HADİSİ T AHRİC EDENLER Malik. Şafii, Ahmed. Tirmizi, İbn-i Huzeyme. İbn-i Hibban, El-Hakim, İbnü'l-Carud. Darekutni ve Tahavi Tirmizi ve Darekutni hadisin sahih olduğunu da beyan etmişlerdir. El-Hafız İbn-i Hacer Telhis'te: Hadisin bu konuda rivayet olunan bütün hadislerden daha sahih olduğu Buhari'den nakledilmiştir, der. Ebu Davud: Ben Ahmed'e Busre'nin hadisi sahih değildir, dedim. Ahmed, bilakis hadis sahihtir diye cevap verdiğini ifade etmiştir. Yahya bin Main, Beyhaki ve Haziıni de sıhhatini beyan etmişlerdir. Hadisin sıhhatine itiraz edenlerin gösterdikleri gerekçe ravi Urve'nin MervAn bin El-Hakem aracılığı ile Busre'den rivayet etmesidir. Halbuki İbn-i Huzeyme ve birkaç imam Urve'nin doğrudan Busre'den hadisi rivayet ettiğini kesin olarak ifade etmişlerdir. Büsre (R.A.)'nin Hal Tercemesi Büsre bint-i Safvan bin Nevfel bin Abdi*l-Uzza bin Kusayy El-Kureşiye El-Ese-diyo Mervan" bin El-Hakem'in teyzesi ve Abdülmelik bin Mervan'm büyük dsde-sidir. Havileri Abdullah bin Amit, Urve bin Zübeyr, Mervan bin El-Hakem ve Sald bin El-Müseyyeb'dir. İbn-i Maceh, Ebu Davud, Tirmizi ve Nesal Büsrs'nin hadislerini rivayet etmişlerdir. Şafii, Büsre muhacirlik şerefine kavuşmuştur, demiştir, ibn-i Mus'ab de Büsre'nin Resul-i Ekrem'e biat edenlerden olduğunu söylemiştir. (El-Menhel cüz 2, Sah)
Derece: Sahih
Sunen-i Ibn Mace, 480 numaralı hadis
The Book of Purification and its Sunnah
Cabir bin Abdillah (Radiyallahu anh)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Sizden birisi eliyle kendi erkeklik uzvuna dokunduğu zaman o'na abdest gerekir.» Not: Zevaid'de: Hadisin isnadındaki ravilerden Ukbe bin Abdirralunan'ın meşhur bir şeyh olduğunu İbnü'l-Medenl söylemiştir. Fakat İbn-i Hibban onu sikalardan saymıştır. Senedin diğer ricali sikadır, denmiştir
Derece: Sahih
Sunen-i Ibn Mace, 481 numaralı hadis
The Book of Purification and its Sunnah
Ümmü Habibe (Radiyallahu anha)'den rivayet edildiğine göre; Kendisi: Ben Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'den şöyle buyururken işittim: «Kendi tenasül uzvuna eliyle dokunan kişi abdest alsın.» Not: Zevaid'de bu isnad hakkında eleştiri olmuştur. Çünkü onda Mekhııl Ed-Dimışki vardır. Kendisi tedlisçidir. Bu hadisi an'ane ile rivayet etmiştir. Dolayısı ile hadisini terk etmek gerekir. Ayrıca Buhari ve Ebu Zür'a: Şüphesiz Mekhul Ambese bin Ebi Süfyan'dan hadis dinlememiştir, demişlerdir. Bu nedenle de isnad münkati'dır, diye bilgi vermiştir. EK BİLGİ: Tirmizi'nin şerhi Tuhfe bu babta EI-Telhis'ten naklen şu bilgiyi verir: Ümmü Habibe'nin hadisini İbn-i Maceh rivayet etmiş, El-Münteka'da beyan edildiğine göre Ahmed ve Ebu Zür'a hadisin sahih olduğunu söylemişlerdir. İbnü's-Seken de ben: Bu hadiste bir illet bilmiyorum, demiştir
Derece: Sahih
Sunen-i Ibn Mace, 482 numaralı hadis
The Book of Purification and its Sunnah
Ebu Eyyub (Radiyallahu anh)'den: Ben Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'den işittim, şöyle buyurdu: «Kendi tenasül uzvuna eliyle dokunan kişi abdest alsın.» Not: İsnadında İshak bin ebi Ferve bulunur. Alimler onun zayıflığı hususunda ittifak etmişlerdir
Derece: Sahih
Sunen-i Ibn Mace, 483 numaralı hadis
The Book of Purification and its Sunnah
Talk (bin Ali) (Radiyallahu anh)'den rivayet edildiğine göre Şöyle söylemiştir : Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'e erkeklik uzvuna el İle dokunmanın hükmü sorulurken şöyle buyurduğunu işittim. (Bu olaya bizzat şahıd oldum.) «Onda abdest almak yoktur. Çünkü o senden bir parçadır.» Diğer tahric: Nesai, Ebu Davud, Beyhaki, Tahavi, İbn-i Hibban
Derece: Sahih
Sunen-i Ibn Mace, 484 numaralı hadis
The Book of Purification and its Sunnah
Ebu Ümame (Radiyallahu anh)'den: şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'e erkeklik uzvuna el ile dokunmanın hükmü soruldu. Bunun üzerine kendisi: «Şüphesiz o senin vücudundan, küçük bir et parçasından başka bir şey değildir.» buyurdu. Not: Zevaid'de; Bunun isnadmda Ca'fer bin Ez-Zübeyr vardır. Alimler onun hadisini bırakmaya ittifak etmişler, denilmiştir
Derece: Very Daif
Sunen-i Ibn Mace, 485 numaralı hadis
The Book of Purification and its Sunnah
Ebu Hureyre (Radiyallahu anh)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Ateşte pişen şey'den dolayı abdest alınız.» Ebu Hureyre (r.a.)'m bu hadisi rivayet etmesi üzerine İbn-i Abbas (r.a.) : Ateşte kaynatılmış su (ile abdest aldığım) dan dolayı (yeniden) abdest mi alacağım? diyerek (Ebu Hureyre'nin hadisini garibsedi). Bunun üzerine Ebu Hureyre O'na: «Ey kardeşim oğlu! Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'den bir hadis işittiğin zaman sakın ona misaller getirme, dedi." AÇIKLAMA 487’de
Derece: Hasan
Sunen-i Ibn Mace, 486 numaralı hadis
The Book of Purification and its Sunnah
Aişe (Radiyallahu anha)'dan rivayet edildiğine göre, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Ateşte pişen şey'i (yemek)'ten dolayı abdest alınız.» AÇIKLAMA 487’de
Derece: Sahih
Sunen-i Ibn Mace, 487 numaralı hadis
The Book of Purification and its Sunnah
Yezid bin Ebi Malik (Radiyallahu anh)'den rivayet edildiğine göre: Enes bin Malik (r.a.) ellerini kulaklarının üzerine koyarak, kulaklarım sağır olsun eğer ben Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'i şöyle buyururken işitmedim, (ise) dedi: «Ateşte pişen şeyi (yemek) ten dolayı abdest alınız.» Not: Zevaid'de; Bu hadisin isnadında Halid bin Yezid bulunur. Bir cemaat onu sika saymış, diğer bazıları zayıf saymışlardır. Hadisin metni de sahih olarak maluındur, denmiştir. AÇIKLAMA : (485, 486, 487) Bu babta geçen hadisler ateşte pişirilen şeyleri yiyen kişinin abdestinin bozulduğuna ve dolayısıyla abdest almasının gereğine delalet eder. Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, Nesai ve Tahavi de bu hükmü iktiza eden hadisleri rivayet etmişlerdir. Tirmizi aynı başlık altında açtığı babta Ebu Hureyre'nin hadisini rivayet ettikten sonra bu konu hakkında Ümmü Habibe, Ummü Selerne, Zeyd bin Sabit. Ebu Talha, Ebu Eyyub ve Ebu Musa (r.a.)'den hadis rivayetlerinin bulunduğunu ifade eder ve bu arada şöyle der: "Bazı ilim ehli ateşte pişen bir şeyi yemenin abdesti bozduğuna ve dolayısıyla abdest almanın gereğine hükmE!tmişlerdir. Fakat sahabiler, Tabiiler ve onlardan sonra gelen ilim ehlinin ekserisi bunun aksine hükmetmişlerdir. Ateşte pişen şeyi yemekten dolayı abdest almaya gerek olmadığına dair sahih hadis, abdestin gerekliliğine delalet eden hadisi neshetmiştir. Resul-i Ekrem s.a.v. ateşte pişen şeyi yemekten dolayı bir ara abdest almış ise de bilahare bu durumu terkederek abdest almamıştır. Ebu Davud da benzer başlık altında açtığı babta Ebu Hureyre ve Ümmü Habibe'nin hadislerini rivayet etmiştir. Şerhi EI-Menhel yazarı da hadisle ilgili olarak aşağıdaki malümatı vermiştir: 'Ateşte pişen şeyi yemenin abdest almayı gerektirdiğine hükmedenler bu hadisi delil göstermişlerdir. Ömer bin Abdulaziz, Hasan-i Basri, Zühri, Ebu Kılabe, Ebu Miclez ve Ebu Davud böyle hükmedenlerdendir. Ateşte pişen bir şeyi yemenin abdest almayı gerektirmediğini söyleyen alimler ise bu ve benzeri hadislerin mensuh olduğunu söylemişlerdir. (Bu hadisleri nesh eden hadislerin bir kısmı bundan sonraki babta gelecektir,) Nevevi, Müslim'in şerhinde: Söz konusu ihtilaf ilk zamanlara aittir. Daha sonra, ateşte pişen şeyi yemekten dolayı abdest almanın gereksiz olduğu hususunda alimler iema' etmiştir, der. İbn-i Hacer de İbn-i Battal'dan naklen: Resulullah s.a.v. ateşte pişen şeyleri yemekten dolayı abdest almayı emretmişti. Çünkü ilk zamanlarda halk 'cahiliyet devrindeki duruma alışkın olup pek temizliğe riayet etmiyorlardı. Bu nedenle ateşte pişen şeyden dolayı abdest almakla me'mur kılındılar. Temizlik müslümanlar arasında yerleşip yaygınlaşınca bu emir neshedildi, demiştir. İbn-i Teymiye: Ateşte pişen bir şeyi yedikten sonra abdest almamaya ait hadisler abdest almanın vacib olmadığına delalet ediyor ise de müstahab olmadığına delalet etmiyor, demekle abdest almaya ait hadislerin mendubluk için yorumlanmasına taraftar görülmüş ve abdest almamaya ait hadisleri de abdest almanın vacib olmadığı hakkındadır, demek istemiştir. Hattabi de bu yorumu benimsemiştir. Beyhaki de Osman Ed-Daremi'den naklen: Abdest alıp almamak hususunda muhtelif hadisler bulunup bunların hangilerinin daha kuvvetli olduğu belirlenmeyince Resul-i Ekrem'den sonra Hulafa-i Raşidin'in uygulamasına bakılmış ve onların uygulaması abdest almamak yolunda olduğu için biz bu tarafı tercih ettik, demiştir. Nevevi de şerh-i Mühezzeb'de bu sözü seçmiştir.Tahavi, Maani'l-Asar şerhinde Hulafa-i Raşidin'den ve diğerlerinden rivayet olunan ve abdest almaya gerek olmadığına delalet eden çok sayıda eserler zikretmiştir.' EI-Menhel yazarı mezkur eserlerin 7 tanesini ravileriyle beraber nakletmekte ise de bunların tercemelerini buraya almaya lüzum duymadım. Bu babda rivayet olunan hadisler ya mensuhtur veyahut abdest almanın mendubluğuna yorumlanır. Abdest almanın vacip olmadığı hususundaki geniş izah bunu takib eden babta rivayet olunan hadislerin açıklaması bahsinde inşaaIlah yapılacaktır
Derece: Daif
Sunen-i Ibn Mace, 488 numaralı hadis
The Book of Purification and its Sunnah
İbn-i Abbas (r.a.)'den rivayet edildiğine göte şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem), bir koyun küreği yedikten sonra ellerini yemek altındaki sofra beziyle sildi. Daha sonra namaz'a kalkarak namaz kıldı. AÇIKLAMA 493’te
Derece: Sahih