KURAN KATİBİ
← Hadis Külliyatı

Sunen-i Ibn Mace

Ibn Mace · 4.319 hadis

Sunen-i Ibn Mace, 282 numaralı hadis

The Book of Purification and its Sunnah

Abdullah (Abdurrahman) es-Sünabihi r.a.’den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: ‘‘Abdest alarak mazmaza ve istinşak eden kimse'nin ağzından ve burnundan (bu iki organla işlediği) hataları çıkıp gider. Yüzünü yıkadığı zaman da onun yüzünden, hatta iki göz kapak kenarlarının altından hataları çıkar. Ellerini (ve kollarını) yıkadığı vakit (elleriyle işlediği) hataları ellerinden çıkar. Başını mesh ettiği zaman (başı ile işlediği) hataları başından, hatta kulaklarından çıkar, gider. Ayaklarını yıkadığı zaman (ayakları ile işlediği) hataları ayaklarından hatta ayak tırnaklarının altından çıkar. Onun kıldığı namaz ve mescide kadar yürümesi de nafile (fazla) olur.’’

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 283 numaralı hadis

The Book of Purification and its Sunnah

Amr bin Abasa r.a.’den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu demiştir: ‘‘Şüphesiz kul abdest aldığında ellerini yıkadığı zaman hataları ellerinden düşüp gider.Yüzünü yıkayıncada yüzünden hataları düşüp gider.(Yüzünden) sonra kollarını yıkadığı ve başını meshettiği vakit kollarından ve başından hataları düşüp gider.Ayaklarını yıkayınca ayaklarından hataları düşüp gider. ‘‘

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 284 numaralı hadis

The Book of Purification and its Sunnah

Abdullah İbni Mes'ud r.a.’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: (Resul-i Ekrem’e): -Ya Resulullah! Ümmetinden olup görmediğin kimseleri (kıyamette) nasıl tanıyabilirsin? diye soruldu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: ‘‘ (Ümmetim) Abdest izleriyle gurr, mühaccel ve bulkturlar. ‘‘ Ebu'l-Hasan el-Kattan dedi ki: Bize Ebu Hatim, ona da Ebu'l-Velid rivayette bulundu dedi ve (mezkur) sened ile metni zikretti. BU HADİSİN MÜSLİM RİVAYETİ VE DİĞER MÜSLİM HADİSLERİ VEDE İZAH: 246 – 247 – 248 –

Derece: Hasan Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 285 numaralı hadis

The Book of Purification and its Sunnah

Osman bin Affan’ın azadlısı Hurman r.a.’dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Osman bin Affan’ı Makaid’e otururken gördüm. Kendisi abdest suyunu istedi ve abdest aldıktan sonra: Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’i şu oturduğum yerde, bu abdestim gibi abdest alırken gördüm. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem abdest aldıktan sonra şöyle buyurdu: ‘‘ Kim benim bu abdestim gibi abdest alırsa geçmiş günahı örtülür.’’ Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şunu da buyurdu: ‘‘Ve sakın mağrur olmayınız.’’ demiştir. Müellif diyor ki: Bize, Hişam b. Ammar, Abdülhamid bin Habib, Evzai, Yahya, Muhammed bin İbrahim, İsa bin Talha, Humran ve Osman yolu ile de bu hadis rivayet edilmiştir. Not: Zevaid'de: Hadis Müslim'de de vardır. Yalnız ولا تغتروا cUmlesi yoktur, denilmiştir. AÇIKLAMA Hadiste geçen 'Makaid' kelimesi, bazılarına göre, Hz. Osman r.a.'ın evinin yanında bulunan dükkanıarın adıdır. Bazıları da: Bu kelime Mescid'in yakınında Hz.0sman'ın hazırladıgı ve içinde oturup bazı işler gördüğü ve abdest aldığı yerin. adıdır, demişlerdir. ........= «Mağrur almayınız» cümlesinden başka hadis metninin Müslim'de rivayet edildiği, Zevaid'de belirtilmiştir. Sindi de: Hadisin: "Benim bu abdestim gibi. .. " fıkrası, Buhari, Müslim ve diğer kitablarda tafsilatlı olarak geçmektedir. Eğer musannif tafsilatlı olan bir rivayeti zikretseydi daha iyi olurdu. Çünkü o zaman Resul-i Ekrem'in almış olduğu ve günahların mağfiretine sebep olduğunu bildirdiği abdest sureti bildirilerek ona riayet edilmesi imkanı sağlanmış olurdu, demiştir. Buhari ve Müslim'in Hz. Osman r.a.'den rivayet ettikleri bu hadisin tafsilatlı olan metninin tercemesini buraya alalım ki Resul-i Ekrem'in almış olduğu abdest şekli de anlatılmış olsun: " ... Osman b. Afffın'ın azatlısı Humran r.a.'dan rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: Hz. Osman (bir kere) bİr kab (su) istedi. Bu kabdan ellerine üç defa su dökerek ellerini yıkadı. Sonra sağ eli ile kab'dan su alarak mazmaza ve istinşak etti. Sonra yüzünü, ondan sonra da her iki elini dirsekleri ile beraber Üçer defa yıkadı. Bundan sonra başını meshetti. Sonra iki ayağını topukları ile beraber üç defa yıkadı ve sonunda, ResuluIlah s.a.v. 'in: «Her kim benim bu abdestim gibi abdest alıp iki rek'at namaz kılar ve bu iki rek'at namaz içinde hiç bir şey hatırına getirmezse geçmiş günahı örtülür", buyurduğunu söyledi:' Bu hadisi Ebu Davud ile Nesai de Taharet kitabında zikretmişlerdir. Hadis, abdestin şeklini beyan eden büyük bir temeldir. Mazmaza: Ağıza su alıp çalkalamak ve dökmektir. Oruçlu olmayana mazmazada mübalağa yani gargara yapmak da sünnettir. İstinşak: Burnuna su çekmek ve nefesle dışarı atmaktır. Müslim ve Buhari'nin rivayetinde "İstinsar'' da geçiyor. İstinsar: Burundan suyu dışarı atmaktır. Bu hal, suyu burnuna çektikten sonra gerçekleşebildiği için istinşakı da gerektirir. Bazı rive\yetlerde istinşak geçmiyor. Yalnız istinsar bulunuyor. Netice değişmez. İstinşakta mübalağa yine oruçlu olmayan kimse için sünnettir. Mübalağa genize kadar su çekmekle hasıl olur. Hadiste mazmaza ve istinşak'ın kaçar defa yapıldığı belirtilmemiş ise de bunların da üçer defa yapılmasının sünnet oluşu diğer rivayetlerle sabittir. Abdestin hadiste bildirilen sıraya göre alınmasına fıkıhta tertip adı verilmiştir. Tertip Hanefi alimlerince farz görülmemiş ise de Şafii alimlerince abdestin bir farzı olarak sayılmıştır. Abdest almaya başlanırken önce suyun avuçlanması, sonra ağıza alınması, daha sonra da buruna çekilmesi sebebini bazı alimler şöyle açıklamışlardır. Abdest suyunun renk, tat ve koku vasıfları bakımından temiz olması gerekir. Suyun avuçlanması ile rengi, ağıza alınması ile tadı ve buruna çekilmesi ile kokusu tesbit edilmiş olur. Hadisin: " ... Namaz esnasında hiç bir şeyi hatırına getirmezse ... '' şartı ile neyin kasdedilmiş olduğu hususu alimler tarafından tetkik ve tahkik edilmiştir. Kadi iyad'a göre maksad, düşünerek ve istiyerek bir şeyler hatırlamamaktır. Kendiliğinden ve istemiyerek hatıra gelen şeyler murad değildir. Bu itibarla kendiliğinden ve arzu dışında hatıra gelen bir şey namazın kemaline bir halel getirmez. Buhari'nin Şarihi Ayni de: Hatırdan geçen şeyler iki kısımdır. Bir kısmı istemiyerek hatıra gelir. Bunları getirmernek mümkün değildir. Yapılacak şey, hatıra gelen bu tür şeyleri hatırdan çıkarmaya çalışmaktır. Hadis bu çalışmayı ön görüyor. Bir de istiyerek bir şeyleri hatıra getirmemeyi istiyor. Fakat kendiliğinden hatıra gelen şeyleri hiç hatıra getirmernek elde olmadığı için kişi bununla mükellef tutulmamıştır. Bahis konusu şart ile ihlas kasdedilmiş olabilir. Buna göre mana şudur: "Sonra riya, gösteriş, böbürlenme ve benzeri şeyleri düşünmeden ihlaslı olarak iki rek'at namaz ... " Şunu da belirtelim: Namazda hatıra gelen şeyler dünyaya ait olabildiği gibi ahiretle .de ilgili olabilir. Hadis yalnız dünya ile alakalı şeylere yorumhmmıştır. Çünkü Tirmizi'nin rivayetinde: '....... Kıldığı iki rek'at namazda dünyaya ait bir şey düşünınezse» buyurulmuştu' . Sonra, namazda ahirete ait bir şeyi düşünmek namazın huzur ve huşuuna aykırı değildir. Bilakis namazda okunan Kur'an ayetlerinin manasını düşünmek matluptur. Okunan parça neye ait ise haliyle o şey hatıra gelecektir. Dünya ve ahiret ahvaline ait olup mendup bir şeyi hatırlamak namazın faziletini zedeler mi? Hatta Hz. Ömer r.a. 'in: "Ben ordumu namazda iken hazırlarım.'' dediği rivayet edilmiştir. "Geçmiş günahları.. .'' Bundan maksad küçük günahlardır. Evvelce de belirttiğim gibi büyük günahlar tevbe ile veya Allah'ın sırf rahmeti ile afv edilir. Kul hakkı ise ancak helallaşmakla ve tevbe ile afvı beklenebilir. Hadisin sonundaki: "Sakın mağrur olmayınız,'' Cümlesinden maksad şudur: «Abdestin fazileti bu derece büyük ve sevabı bu kadar çok olduğuna göre başka hayrat için çalışmaya lüzum yoktur veya bunca sevab alındıktan sonra günah işlense dahi pek tehlikesi yoktur diye aldanmayınız.'' Çünkü günahları gideren ve sevapları kazandıran abdest ve namaz,. Allah katında makbul olanıdır. Hangisinin makbul olduğunu bilmek ise hiç kimse için mümkün değildir. O halde mağrur olmak tamamen yersızdır

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 286 numaralı hadis

The Book of Purification and its Sunnah

Huzeyfe (b. el-Yamani) r.a.’den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: ''Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem teheccüd namazını kılmak için gece kalkınca ağzını misvaklardı. ‘’ Diğer tahric: Buhari Taharet, namaz ve teheccüd namazına kalkmanın faziletine ait bahislerde olmak üzere 3 yerde; Müslim, Ebu Davud ve Nesai de Taharet

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 287 numaralı hadis

The Book of Purification and its Sunnah

Ebu Hureyre r.a.’den Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu, dediği rivayet edilmiştir: ''Ümmetime meşakkat vermem (endişesi) olmasaydı, her namaz zamanı misvak kullanmalarını emrederdim

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 288 numaralı hadis

The Book of Purification and its Sunnah

İbni Abbas r.a.’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: ''Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem geceleyin ikişer ikişer rek'at namaz kılardı. (Her iki rekatten) sonra gidip misvak kullanırdı

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 289 numaralı hadis

The Book of Purification and its Sunnah

Ebu Ümame r.a.’den rivayet edildiğine göre, Resulullah s.a.v. şöyle buyurmuştur: ''Misvaklanın. Çünkü misvak ağzı temiz tutmaya yarar, Rabb’ın razı olmasına sebep olur. Cibril bana her gelişinde misvakı tavsiye etti. Öyleki bana ve ümmetime farz olacağından gerçekten korktum. Ümmetime meşakkat vermekten korkum olmasaydı misvakı onlar için farz kılardım. Ben misvakı o kadar çok kullanırım ki, öndeki dişlerimi köklerinden oynatacağımdan (veya) öndeki dişlerimin etlerini köklerinden gidereceğimden korktum. '' Not: Bu hadis'in senedinin zayıf olduğu Zevaid'de bildirilmiştir

Derece: Daif

Sunen-i Ibn Mace, 290 numaralı hadis

The Book of Purification and its Sunnah

Şureyh bin Hani r.a.’den rivayet edildiğine göre kendisi şöyle demiştir: Ben Aişe r.anha’ya: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Senin odana girdiği zaman ilk iş olarak ne yapardı? bana haber ver! diye söyledim. Aişe r.anha: O (odama) girdiği zaman önce misvak kullanırdı, dedi

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 291 numaralı hadis

The Book of Purification and its Sunnah

Ali bin Ebi Talib r.a.’den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: - (Ey müslümanlar!) Şüphesiz ağızlarınız Kur'an’ın yollarıdır. Onun için ağızlarınızı misvak ile temizleyiniz. Not: Zevaid de: ''Bu haidis'in isnadı zayıftır'' deniyor

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 292 numaralı hadis

The Book of Purification and its Sunnah

Ebu Hureyre r.a.’den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: ‘‘Fıtrat beştir. Yahut beş (haslet) fıtrattandır. Sünnet olmak, kasıkları tıraş etmek, tırnakları kesmek, koltuk altını yolmak ve bıyıkları kısaltmak.’’ AÇIKLAMA 295’TE

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 293 numaralı hadis

The Book of Purification and its Sunnah

Aişe r.a.’dan rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu, demiştir: ‘‘ On şey, Fıtrat(ın hasletlerin)dendir. Bıyığı kısaltmak, sakalı uzatmak, misvak kullanmak, buruna su çekmek, tırnakları kesmek, parmak mafsallarını yıkamak, koltuk altını yolmak, kasıkları tıraş etmek ve su ile taharetlenmek.’’ (Ravilerden) Zekeriyya dedi ki: (Ravi) Mus'ab: Ben 10’uncu hasleti unuttum meğer ki mazmaza ola, dedi. AÇIKLAMA 295’TE

Derece: Hasan

Sunen-i Ibn Mace, 294 numaralı hadis

The Book of Purification and its Sunnah

<Ammar bin Yasir r.a.’den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: Ağza su almak, buruna su çekmek, misvak kullanmak, bıyığı kısaltmak, tırnakları kesmek, koltuk altını yolmak, kasıkları tıraş etmek, parmak mafsallarını yıkamak, taharetlendikten sonra ferce su serpmek ve sünnet olmak fıtrattandır. > (Müellif diyor ki) bize bu hadisi Cafer bin Ahmed bin Ömer de Affan bin Müslim,Hammad bin Seleme, Ali bin Zeyd yolu ile rivayet etti. AÇIKLAMA 295’TE

Derece: Hasan

Sunen-i Ibn Mace, 295 numaralı hadis

The Book of Purification and its Sunnah

Enes bin Malik r.a.’den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: ‘‘Bıyıkları kısaltmak, kasıkları tıraş etmek, koltuk altını yolmak ve tırnakları kesmek hususunda (bu işleri) kırk geceden fazla bırakmamanız tayin ve tesbit edildi. ‘‘ AÇIKLAMA (292,293,294,295): İlk (292.) hadisi Buhari "Libas» kitabında ve Müslim de Taharet bahsinde yine Ebu Hureyre r.a.'den rivayet etmişlerdir. Müslim aynı bahiste 293 ve 295 nolu hadisleri de almıştır. Miftahü'l-Hace'nin beyanına göre mezkur iki hadisi Ahmed, Nesai, Tirmizi ve Ebu Davud da tahric etmişlerdir. 294 nolu hadisin metni diğer metinlere mana ve lafız bakımından benzemektedir. İlk hadisteki ... yahuL.» tereddüdü ravidendir. Hadislerin açıklamasında Müslim'in şarihi Nevevi'nin taharet bahsinde verdiği izahatı dinleyelim: Resulullah s.a.v.'in: "Fıtrat beştir» buyruğunun manası: «Anılan şu beş şey fıtrattandır.» Çünkü diğer hadiste: «On şey fıtrattandır» buyurmakla fıtratın hasletlerinin 10'dan bile fazla olduğuna işaret buyurmuş oluyor. «Fıtrat» kelimesi ile kasdedilen mana hususunda alimler çeşitli yorumlarda bulunmuşlardır. (Aslında fıtrat yaratılış demektir. Hattabi: Alimlerin ekserisinin dediğine göre burada fıtrat ile sünnet manası kasdedilmiştir, der. Hattabi'den başka bir cemaat da alimlerin bu yorum şeklini naklederek, Allah'ın Nebiler için seçmiş olduğu ve ötedenberi onların takip etmiş oldukları sünnet, adet ve yoldur. Öyle ki peygamberlerin yaratılışında o yolu izlemek mayası bulunduğu için ona yaratılış manasına gelen Fıtrat ismi verilmiştir, denilebilir. Burada fıtrat din manasında kullanılmıştır, diyenler de vardır. Kadi Beydavi ise, bu manaları içinde toplıyan bir tarif ile: Fıtrat bütün peygamberlerin benimsedikleri ve şeriatlarının ittifakla kabul ettikleri müşterek ve eski bir sÜnnettir ki sanki bütün insanlar bu sünnet üzerinde yaratılmışlardır, der.) Not: Bu izahata parentez içine alınan ve alınacak olan kısım Nev::vi'• ye ait olmayıp Sindi, Miftahü'l•Hace EI• Fıkıh Ale'l•Mezahip gibi kaynaklardan alınmadır. Nevevi, sözlerine devamla; bu hadislerde Fıtrat olarak sayılan hasletlerin hepsi alimlerce vacip görülmemiştir. Mesela, ağıza su almak, buruna su çekmek ve sünnet olmak mes'elelerinin vacip olup olmadığı hakkında alimler arasında ihtilaf vardır. Vacip olan hasletler ile vacip olmayan hasletlerin bir arada anlatılmasının mahzuru yoktur. Nitekim En'am suresinin 141'inci ayetinde: ....... «Mahsul verdiği zaman ürününden yeyiniz. Hasad günü de hakkını veriniz ... » buyurulmuştur. Bilindiği gibi mahsulün zekatını vermek vaciptir, ondan yemek ise vacip değildir. Fıtrat hasletlerinin tafsilatı ise: 1. HİTAN = Sünnet olmak: Şafii ve bir çok alimlere göre vacip, Maliki ve alimlerin ekserisine göre de sünnettir. Şafii'ye göre sünnet olmak erkek ve kadın her müslüman için vaciptir. Erkek hakkında vacip olan sünnet, haşefenin tamamı açıkta kalacak derecede onu örten deriyi kesmekle gerçekleşir. Kadın hakkında ise fercin yukarısındaki deriden birazını kesmek suretiyle vacip yerine getirilmiş olur. Bizim (Şafiilerin) Cumhür alimlerimizin ittifak halinde bulundukları ve mezhebimizin sahih olan kavline göre erginlik çağına varmadan önceki dönemde sünnet olmak vacip değil, sünnettir. Bazı Şafii alimleri: çocuğu, henüz baliğ olmamış iken sünnet ettirmek velisinin üzerine vaciptir, demişlerdir. Başka bir kavle göre ise 10 yaşına varmadan çocuğu sünnet ettirmek haramdır. Sahih olduğunu belirttiğimiz kavle göre çocuğu dogumunun 7'nci günü sünnet ettirmek müstahaptır. Sünnet olmadan ölen bir müslümanla ilgili olarak da 3 kavil vardır. Sahih ve meşhur olan Şafii alimlerinin kavline göre ölen kişi çocuk olsun büyük olsun sünnet edilmez. İkinci kavle göre sünnet edilir. Üçüncü kavle göre çocuk ise sünnet edilmez, büyük yaşta ise edilir. (Burada Nevevi'nin sözlerine ara vererek Hanefi mezhebine göre sünnet olmanın şer'i hükmünü anlatalım,) (Hanefi alimlerine göre hitan (= sünnet olmak) şer'an sünnettir ve müslümanlığın alametidir. Hatta bir şehir halkı çocuklarını sünnet ettirmemek husüsunda ittifak etseler, devlet kuvvetleri onlarla savaşır. Sünnet olmanın yaşına gelince, rivayete göre İmam-ı A'zam'a sorulmuş ve kendisi: "Bu husüsta bilglm yoktur,» diye cevap vermiştir. İki imamdan da bir şey nakledilmemiştir. çocuğun 7 yaşında. 10 yaşında ve son olarak 12 yaşında sünnet edilebileceğine dair kaviller vardır. Bazı alimler de çocuğun gücüne göre sünnet edilme yaşı tesbit edilir, demişlerdir. Hanefi alimlerine göre kadını sünnet ettirmek erkeğe bir ikram mahiyetindedir. Onlardan da kadın için sünnet olmak dinen sünnettir, diyenler olmuştur.'' Tekrar Nevevi'yi dinliyelim: 2. İSTİHDAD = kasıkları tıraş etmek: Bu iş sünnettir. Tıraş, ustura gibi demirden mamul bir aletle yapıldığı için demir anlamında olan hadid kelimesinden alınma istihdad ismi bu işe verilmiştir. Bundan maksad kasıkların temiz tutulmasıdır. Temizleme işi için sevabı en çok olan tıraş etmek- ise de makasla kılları kısaltmak veya yolmak da caizdir. Hadiste geçen «Anet» ise erkek ve kadının ön ve arka edep yerlerinin etrafındaki kıllardır. Hepsini tıraş etmenin müstahap olduğu anlaşılıyor. Etek tıraşının vakti ise tercih edilen görüşe göre bu vaktin tesbiti kılların uzaması durumuna bağlıdır. Uzayınca tıraş edilmelidir. Bıyık tıraşı, koltuk altını yolmak ve tırnakları kesmek zamanının tayin ve tesbiti için de durum aynıdır. Enes bin Malik r.a.'den rivayet edilen (295..) Hadiste: « ... Tıraşları için 40 gece bırakmamak ... » tabirinden murad, 40 günden fazla bir süre tıraşa ara vermemektir. Yoksa sanıldığı gibi 40 güne kadar tıraş etmemek talimatı verildi, gibi sakat bir mana verilemez. «El-Fıkıh Ale'l-Mezahibi'l-Erba' (4 mezhebin fıkıh kitabın)» da belirtildiğine göre: Şafii mezhebinde cuma günü yapılması matlub olan sünnetlerden birisi de erkeğin eteğini tıraş etmesi ve kadının da bu yerdeki kılları yolmasıdır. Kocasının emretmesi halinde bu kılları temizlemek kadın üzerine vacip oluyor. Hanefi mezhebine göre de erkeğin tıraş ve kadının yolmak suretiyle bu yeri temizlemeleri müstahaptır. Ancak bu işin kaç günde bir ve hangi günde yapılmasının müstahaplığı hususunda bir açıklık yoktur.> (El-Fıkıh Ale'l-Mezahib cild 2, salı. 44 - 45; 6'ncı Baskı. ) 3. TAKLİMU'L-AZFAR = Tırnakları kesmek: Parmaklara zarar vermemek kaydı ile tırnakları dipten kesmek sünnettir. Nevevi, tırnak keserken şu sıraya riayet edilmesinin müstahap olduğunu söyler: Önce el, sonra ayak tırnakları kesilmelidir. Ellerin tırnakları kesilirken, sağ elin şehadet parmağından başlıyarak, sonra orta, yüzük ve serçe parmaklarının ve daha sonra baş parmağın tırnakları sırayla kesilmelidir. Sağ elin tırnakları bu sırayla kesildikten sonra sol elin serçe parmağından başhyarak sırayla bütün parmakların tırnakları kesilir. El tırnakları böylece kesildikten sonra ayak tırnakları da sağ ayağın küçük parmağından başlamak suretiyle sırayla 5 parmağın tırnakları kesilir. Sonra sol ayağın büyük parmağından başhyarak sırayla 5 parmağın tırnakları kesilir. (Hanefi alimleri, tırnakların kesimine 40 günden fazla bir zaman ara vermenin tahrimen mekruh olduğunu söylemişlerdir. Fakat haftanın hangi günü ve nasıl bir tertip ile kesilmesi hakkında bir şey söylememişlerdir. Şafii alimleri ise yukarda açıklanan sırayla tırnak kesilmesini ve kesmek için haftanın cuma, pazartesi ve perşembe günlerinden birisini seçmeyi müstahap Görmüşlerdir.) 4. NETFU'L-İBT = Koltuk altını yolmak: Koltukların altındaki kılları yolmak alimlerin ittifakı ile sünnettir. Yolamıyanlar tıraş etmek ve ilaç kullanmak suretiyle bu kılları temizliyebilirler. Yunus bin Abdi'l-A'la'dan: Şöyle söylediği nakledilmiştir : "Ben Şafii'nin yanına girdim. Berber onun koltuklarının altını tıraş ediyordu. Şafii: «Koltukların altını yolmanın sünnet olduğunu bilirim. Ama acısına dayanamıyorum» dedi.» Önce sağ, sonra sol koltuk altını temizlemek müstahaptır. 5. KASSU'S-SARİB = Bıyığı kısaltmak: Bu da sünnettir. Yine sağ tarafından kısaltmaya başlamak müstahaptır. Kişi, bizzat bıyığını tıraş etmesi veya başkasına tıraş ettirmesi hususunda serbesttir. Çünkü bir günaha girmeden ve müruvvete aykırı bir duruma düşmeden temizlik gayesine iki şekilde de ulaşılmış olur. Fakat etek tıraşını bizzat yapmak gerekir. Başkasına yaptırılamaz. Muhtar olan kavle göre üst dudağın kenarları iyice açık Kalacak şekilde bıyık kısaltılmalıdır. Bıyıkların kesilmesi hakkında varid olan hadis zahiren bıyıkları kazıyın manasını ifade etmektedir. Bununla birlikte farklı görüşler vardır: (Bıyık kesmek hususunda Hanefi alimlerinin iki kavli vardır. Bir kavil Şafii alimlerinin görüşüne uyar. Yani bıyıkları kısaltmak ve üst dudağı tamamen açık tutmak sünnettir. Tahavi : Medinelilerden bir cemaat bıyıkları kısaltmanın muhtar olduğunu söylemişlerdir, diyor. Tahavi, ceınaat sözüyle şu zatları kasdetmiştir: Salim, Said b. el-Müseyyeb, Urve b. Zübeyr , Ca'fer b. Zübeyr, UbeyduIlah b. AbdiIIah ve Ebu Bekir b. Abdirrahman r.anhum hazretleri. Hasen-i Basri, Muhammed b. Sirin ve Ata' b. Ebi Rabah'ın mezhebi de budur. İmam Malik'in kavli de budur. İmam Malik'e göre bıyığı kazımak mekruhtur. Hatta bıyığı kazımayı bir afet sayarak, böyle yapanların te'dip edilmesini emredermiş. Sindi de: «Bıyık kesmek hakkında varid olan hadislerin ekserisinde «Kass = kısaltınak» tabirinin kullanıldığı Hafız İbn-i Hacer tarafından beyan edilmiştir, dedikten sonra İmam Malik'in yukarda belirtilen görüşünü bildirir ve: Bence Malik'in bıyıkla ilgili olarak varid olan hadisleri böyle yorumlamasının sebebi kendisinin Medine halkının tatbikatını böyle görmüş olmasıdır. Çünkü merhum bu gibi hususlarda Medine halkının amelini esas alırdı. Muhtar olanın da bu olduğunu umarım" demiştir. Hanefi mezhebinin ikinci görüşü ise bıyıkları kökünden kesmektir, sünnet olanı budur. kısaltmak değildir. Hatta Ebu Hanife, Ebu Yusuf ve Muhammed'e bu görüş isnad edilmiştir. Tahavi de bu görüşü destekliyerek bir çok alime göre bıyığı kazımanın kısaltmaktan afdal olduğunu söylemiştir. Sahabilerden Abdullah bin Ömer, Ebu Said-i Hudri, Rafi' bin Hadic, Cabir bin Abdillah ve AbduIIah bin Amr r.a. hazretlerinin bıyıklarını traş ettiklerini İbn-i Ebi Şeybe rivayet etmiştir,) 6. İ'FAU'L-LİHYE = Sakalı Uzatmak: el-Fıkıh A'le'I-Mezahibi'I-Erbaa'nın Kitabü'I-Hazar Ve'l-İbaha bölümünün kılları kesmenin hükmü başlığı altında açılan kısmında beyan edildiğine göre sakalı kökünden kazımak Hanefi, Malik ve Hanbeli alimlere göre haramdır. Hanefi'lere göre sünnet olanı da bir tutam kadar uzatmaktır. Bundan fazla olanı kesilir. Sakalın etrafını alıp düzeltmekde beis yoktur. Hanbeli alimlerine göre de bir tutamdan fazla olanı almakta beis yoktur. Şafii alimlerine göre ise sakalı kazımak veya çok kısaltmak mekruhtur. Bir tutamdan fazlasını kesmekte ise mahzıır yok.tur. Bilhassa uzunlamasına veya genişlemesine çirkin söz söylemesini mııcip bir vaziyet alırsa onun etrafını alıp düzeltilmesi uygundur,) (Tabari de: İ'fa çoğaltmaktır. Hadislerde varid olan; ......= «Sakalları çoğaltın» ve benzeri ifadelerin zahirine bakarak sakalının kıllarını kendi haline bırakıp uzunluğuna ve genişliğine çirkinleştiren insanlar vardır. Onların bu durumu bazı kimselerin dillerine destan olur. Halbuki Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den rivayet edildiğine göre sakalın fazla uzatılması yasak ve kısaltılması gerekir. Yalnız kısaltma miktarı hususunda selef alimleri ihtila! etmişlerdir. Bazı alimler bir tutamdan fazlası ve genişliğine de etrafa dağılıp çirkin bir manzara arzeden kısım alınır, demişlerdir. Bu kavil Hz. Ömer r.a.'den rivayet edilmiştir. Rivayete göre Hz. Ömer r.a. sakalını fazla uzatmış olan bir adamı görmüş onun bu halini tasvib etmeyerek bir tutam dan fazlasını kestirmiş sonra da ona: «Git saçını düzelt yahut berbat et, sizden bazınız kendisini yırtıcı bir hayvan gibi başı boş bırakıyor» diye ikaz etmiştir, diyor. Ebu Hureyre ve İbn-i Ömer r.a.'in bir tutamdan fazla olan sakallarını kestikleri rivayet olunmuştur. Bazı alimler de, sakalın ne kadar uzatılacağına dair kesin bir delil bulamadıklarını, bu nedenle belirli bir sınırla tahdid etmek imkanına sahip olmadıklarını ifade ederek uzunluğu ve genişliği bakımından çirkin bir durum arzetmiyecek şekilde uzatılması görüşünü benimsemişlerdir. Ata' da: Sakal fazla uzadığı zaman onu eninden ve boyundan bir parça almakta beis yoktur. Çünkü kendi haline bıraktığı takdirde sahibi başkalarının alay ve istihzalarını üzerine çekmiş olur, demiştir. Ata' bu görüşünü, Tirmizi'nin Usame bin Zeyd yolu ile rivayet ettiği ve garip diye vasıflandırdığı şu hadise dayandırmaktadır: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sakalının eninden ve boyundan bir parça alırdı." Nevevi sakalın uzatılması ile ilgili olarak şöyle söyler: Sakal kesmek acemlerin adeti idi. Şer-i Şerif bu adeti yasakladı. Alimler sakalda, birbirinden çirkin ve dinen hoşlanılmayan 12 durum bulunabilir, diyerek bunları şöyle sıralamışlardır: 1. Cihad için niyyetli olmamak kaydı ile sakalı siyaha boyamak. (Savaşta genç görünerek düşmanı yıldırmak maksadı ile ağarmış sakalı siyaha boyamak caiz olduğu için burada cihad durumu dile getirilmiştirJ 2. Sünnet'e uymak için değil de kendisini salihlere benzetmek için sakalı sarıya boyamak. 3. Kendisini yaşlılara benzeterek çevrenin saygısını kazanmak ve başkanlığa geçirilrnek için sakalını kibrit veya başka bir şeyle ağartmak. 4. Gençlikte sakal kılları çıkmaya başladığında henüz sakalı bitmeyen daha genç adam gibi görünmek niyeti ile çıkan kılları yolmak veya tıraş etmek. 5.Sakal içinde ağarmış olan kılları yolmak. 6. Kadınlara ve başkalarına güzel görünmek için sakalı perçem perçem yapmak. 7. Sakal ile baş saçının bitiştiği nokta olarak kulak yumuşağının kıyısındaki semt esas iken sakaldan sayılmayan ve başa ait sayılan saçların bir kısmını sakala eklemek suretiyle sakalı daha yukardan başlamış olarak göstermek veya kulak hizasının altında kalan yanağın bir kısmını traş ederek sakalı çene kemiklerine inhisar ettirmekle noksanlaştırmak. 8. Halka güzel görünmek için yapmacık olarak sakalı tarayıp salmak. 9. Sakalı karmakarışık ve keçelenmiş gibi bir halde bırakmak suretiyle kendisini zahid göstermek ve sözde kendisine bakmadığı havasını estirmek. 10. Sakalının beyaz ve siyah kısımlarına bakarak, siyahlığı ile kendisini genç görüp, gururlanmak, kibirlenmek, beyazlıgı da istismar ederek gençlere karşı büyüklük taslamak ve böbürlenmek. 11. Sakalı örmek. 12. Sakalı tıraş etmek. Ancak kadının sakalı çıkacak olursa onu kazımak mustahabtır. Nevevi sakalın afetlerini böylece izah ettikden sonra fıtratın diger hasletlerini açıklamaya devamla: 7. Beracim'i yıkamak: Beracim kelimesi bürcüme'nin çoğuludur. Bürcüme, parmakların mafsalına denir. Alimler bundan murad yalnız parmakların mafsalları değil kirin toplanıp biriktiği kulak kıvrıntıları yerleri gibi vücudun muhtelif taraflarında bulunan ve toz, ter ve pasın toplandığı yerlerdir. 8. İntikasul'-Ma': 293 nolu hadiste fıtratm hasletlerinden birisi olarak geçen bu tabir hadisin bitiminde istinca yani su ile taharetlenmek diye tefsir edilmiştir. Müellif bu tefsirin hangi rivayete ait olduğunu açıklamamıştır. Fakat bu hadisi Müslim'e rivayet eden Kuteybe, bu tabirin, ravi Veki' tarafmdan istinca ile tefsir edildiğini bildirmiştir. Müslim bu tabirin başka türlü de yorumlandığını şöyle beyan eder: Ebu Ubeyde ve başkalarına göre bundan maksad avret mahallini yıkamak suretiyle bevli kesmektir. Esas mana suyu azaltmak olan «İntikasü'l-Ma' sözü bazı alimlerce «İntidah = su serpmek» şeklinde yorumlanmıştır. Zaten başka bir rivayette bu tabir yerine «İntidah» kelimesi, kullanılmıştır. (294 nolu hadiste de bu durum olmuştur.) İntidah ise Cumhur'a göre taharetlenme işi bitince vesveseye mahal bırakmamak için avret mahalline biraz su serpmektir Ravi Mus'ab'm: "Onuncuyu unuttum. Meğer ki mazmaza (ağıza su olmak) ola» sözü kendisinin tereddüdünü ifade ediyor. Kadi iyad diyor ki, Mus'ab'ın unuttuğu şey sünnet olmak hususu olabilir. Bu babtaki hadislerde fıtratten sayılan mazmaza. istinşak (ağıza ve buruna su almak) ve sivak hasletleri 6. ve 7'nci bablarda açıklanmıştır

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 297 numaralı hadis

The Book of Purification and its Sunnah

Ali (bin Ebu Talib r.a.’den), Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu, dediği rivayet edilmiştir. ‘‘ Cinler ile adem oğullarının avret yerleri arasındaki perde kişinin helaya girmek istediği zaman < Bismillah > demesidir. ‘‘

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 298 numaralı hadis

The Book of Purification and its Sunnah

Enes bin Malik r.a.’den şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem helaya girmek istediği zaman: ‘‘ Hubus ve Habaisten (bunların şerrinden) Allah’a sığınırım.’’ derdi

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 302 numaralı hadis

The Book of Purification and its Sunnah

Aişe r.a.’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, zamanlarının hepsinde Allah’ı zikrederdi

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 303 numaralı hadis

The Book of Purification and its Sunnah

Enes bin Malik r.a.’den şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem hela’ya girmek istediği zaman yüzüğünü (dışarıda) bırakırdı

Derece: Daif

Sunen-i Ibn Mace, 305 numaralı hadis

The Book of Purification and its Sunnah

Huzeyfe (b.El- Yeman) r.a.’dan : Şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem (bir defa Ensar’dan) bir kavmin süpürüntülüğüne varıp onun üstünde ayakta su döktü. AÇIKLAMA 306 DA

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 307 numaralı hadis

The Book of Purification and its Sunnah

Şüreyh bin Hani r.a.’dan rivayet edildiğine göre Aişe r.a. kendisine şöyle demiştir: Kim sana, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ayakta su döktü, dese sen onu doğrulama, (Çünkü) Ben O’nu oturarak su dökerken, gördüm

Derece: Sahih