KURAN KATİBİ
← Hadis Külliyatı

Sahih-i Buhari

Imam Buhari · 7.521 hadis

Sahih-i Buhari, 5031 numaralı hadis

Virtues of the Qur'an

İbn Ömer radiyallahu anh'den Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Kur'an'ı ezbere bilen kimsenin durumu, bağlı develeri olan kimseye benzer. Eğer o kimse develerini bağlı tutarsa, onlan kontrol eder, yok eğer serbest bırakırsa onlar dağılır. " Hadisin geçtiği diğer yer:

Sahih-i Buhari, 5032.2 numaralı hadis

Virtues of the Qur'an

Abdullah (ibn-i Mes'ud)'dan rivayet edildiğine göre, o Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu demiştir: "Sizden birinin şu şu ayeti unuttum demesi ne kadar da kötü! Bilakis o, unutturulmuştur. Kur'an'ı hatırlamaya çalışın! Çünkü Kur'an, insanların hafızalarından, develerin otlakta dağılmasından daha çabuk dağılır. " Hadisin geçtiği diğer yer:

Sahih-i Buhari, 5033 numaralı hadis

Virtues of the Qur'an

Ebu Musa Eş'ari Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "[Ezberleyerek ve tekrar ederek] Kur'an ile muhafaza edin! Hayatım elinde bulunan Allah'a and olsun ki, Kur'an'ın hafızada n çıkması bağlı bulunan develerin boşalıp kaçmasından daha hızlıdır." Fethu'l-Bari Açıklaması: .........Kal, devenin dizinden bağlandığı ipe denir. Bu hadiste Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem Kur'an dersini, onu okumaya devam etmeyi serkeşliğinden endişe edilen devenin bağlanmasına benzetti. Kur'an ile ilişki sürdüğü sürece, onu korumak da devam edecek demektir. Tıpkı devenin ıkal ile bağlı olduğu müddetçe korunduğu gibi. Musa İbn Ukbe'nin Nafi"den naklettiği rivayette şöyle buyurulmuştur: "Ezbere Kur'an bilen gece ve gündüz onu okursa hatırlar. Eğer bunu yapmazsa unutur." Bu hadis-i şeriflerde, Kur'an'ı sürekli gözden geçirip okuyarak korumak teşvik edilmiştir. Burada yapılan temsiller ise maksadı açıklamak içindir

Sahih-i Buhari, 5034 numaralı hadis

Virtues of the Qur'an

Abdullah İbn Muğaffel'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Mekke'nin fethedildiği gün Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i gördüm. Devesinin üstünde Fetih suresini okuyordu

Sahih-i Buhari, 5035 numaralı hadis

Virtues of the Qur'an

Said İbn Cübeyr'den şöyle söylediği rivayet edilmiştir: "Sizin mufassal dediğiniz sureler elbette muhkemdir. İbn Abbas şöyle demiştir: Allah Resıılü Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefat ettiği zaman ben on yaşında idim. O vakit muhkem (sureleri) okumuştum." Hadisin geçtiği diğer yer:

Sahih-i Buhari, 5036 numaralı hadis

Virtues of the Qur'an

İbn Abbas'tan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem döneminde Muhkem (sureleri) ezberlemiştim." [Ravi İbn Cübeyr şöyle demiştir:] "Ona 'muhkem sureler hangileridir?' diye sordum. O da 'mufassal' diye cevap verdi." Fethu'l-Bari Açıklaması: Öyle anlaşılıyor ki, İmam Buhari bu başlık ile çocuklara Kur'an öğretmeyi hoş karşılamayan kimselere cevap vermiştir. Said İbn Cübeyr ve İbrahim enNehai'nin bunu hoş karşılamadığına dair haberler gelmiştir. İbn Ebi Davo.d bu görüşü senedli olarak onlara nispet etmiştir. Buna göre İbrahim şöyle demiştir: "[Sahabe] Aklı erinceye kadar çocuğa Kur'an öğretmeyi hoş karşılamazd1." Said İbn Cübeyr ise, çocukların Kur'an'dan bıkacağı endişesiyle bunu iyi görmediğini söylemiştir. Yine İbn Ebi Davı1d'a göre şöyle demiştir: "[Sahabe] belli bir müddet sonra çocuğun Kur'an okumasını isterdi." Sahih bir senetle nakledilen bir rivayete göre Eş'as İbn Kays, küçük bir çocuğu öne geçirmiş. Bu yüzden çevresindekiler onu ayıplamış. Bunun üzerine o şöyle demiştir: Ben onu değil, Kur'an'ı öne geçirdim. Küçük çocuklara Kur'an öğretmeyi caiz görenler, bunun caiz ve yerleşmiş bir uygulama olduğunu gösteren bu rivayeti delil olarak ileri sürmüşlerdir. Nitekim, küçük yaşta öğrenmek, taş üstüne yapılan nakışa benzer denmiştir. Said İbn Cübeyr'in sözü, kendisinin çocuğun ilk başta serbest bırakılmasını, daha sonra' yavaş yavaş ciddiyete alıştırılmasını müstehap gördüğüne delalet eder. Doğrusu çocuklara nasıl muamele edileceği kişiden kişiye değişir. Sizin mufassal dediğiniz sureler elbette muhkemdir. İbn Abbas şöyle demiştir: Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefat ettiği zaman ben on yaşında idim. O vakit, muhkem sureleri okumuştum. Bu rivayetteki muhkemden maksat, içinde mensuh ayet bulunmayan surelerdir. Aynı zamanda muhkem, müteşabihin zıddı olarak da kullanılır. Bunlar Fıkıh Usulü alimlerinin terminolojisine yerleşmiş iki kavramdır. Mufassaldan maksat ise, fasııaları çok olan Kur'an sureleridir. Sahih olan görüşe göre bunlar, Hucurat'tan başlayıp Nas suresine kadar olan surelerdir

Sahih-i Buhari, 5037 numaralı hadis

Virtues of the Qur'an

Aişe r.anha'dan şöyle söylediği rivayet edilmiştir: " Nebi Sallallahu Aleyhi ve SellemMescid'de bir adamı Kur'an okurken dinledi. Sonra şöyle dedi: Allah falancaya merhametiyle muamele etsin! Zira falanca surenin şu şu ayetini bana hatırlattı

Sahih-i Buhari, 5038 numaralı hadis

Virtues of the Qur'an

Aişe r.anha'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir gece adamın birini Kur'an okurken dinledi. Sonra şöyle buyurdu: Allah ona merhametiyle muamele etsin! Zira bana, falanca sureden unutturulan şu, şu ayeti hatırlattı

Sahih-i Buhari, 5039 numaralı hadis

Virtues of the Qur'an

Abdullah (ibn-i Mes'ud r.a.)'dan rivayet edildiğine göre, o Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu demiştir: "Birinin 'şu, şu ayeti unuttum' demesi ne kadar da kötü! Aslında o, unutturulmuştur." Fethu'l-Bari Açıklaması: Kur'an'ı unutmanın nasıl bir günah olduğu hususunda selef alimleri ihtilaf etmişlerdir. Bazıları, bunu büyük günahlar içinde saymıştır. Ebu Ubeyde Dahhak İbn Müzahim kanalıyla mevkuf olarak şunu nakletmiştir: "Kur'an'ı öğrenip sonra unutan herkes, kendi işlediği bir günaha düşmüştür. Çünkü Hak Teala şöyle buyurmaktadır: "Başınıza gelen bütün musibetleri kendi elinizle yaptınız!"(Şura 30) Kur'an'ı unutmak ise en büyük musibettir." Ebu'ı-A.ıiye'den de mevkuf olarak şöyle nakledilmiştir: "Birinin Kur'an'dan bir bölüm öğrenip sonra onu unutuncaya kadar uyumasını en büyük günahlardan biri olarak kabul ederdik." İbn Sırın kanalıyla nakledilen sahih bir rivayete göre ise sahabe, Kur'an'ı unutanıarı sevmez ve onlar hakkında ağır sözler sarfederdi

Sahih-i Buhari, 5040 numaralı hadis

Virtues of the Qur'an

Ebu Mes'ud el-Ensari Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu söylemiştir: "Her kim Bakara Suresi'nin sonunda bulunan iki ayeti bir gecede okursa, bu ayetler ona yeter

Sahih-i Buhari, 5041 numaralı hadis

Virtues of the Qur'an

Misver İbn Mahrame ve Abdurrahman İbn Abdulkariyy Ömer (b. el-Hattab)'ı şöyle derken işittiklerini nakletmişlerdir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem hayatta iken Hişam İbn Hakim İbn Hizam'ı Furkan suresini okurken işittim. Bir müddet okuyuşuna kulak verdim. Birden onun, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bana öğretmediği birçok harf ile Kur'an okuduğunu fark edim. Neredeyse namazda iken yakasına yapışacaktım. Selam verinceye kadar bekledim. Sonra hemen elbisesini boynuna dolayarak onu yakaladut!. Ona, Biraz önce okuduğun ve benim de senden işittiğim sureyi sana kim öğretti diye?' sordum. 'Bana bunu Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem öğretti' diye cevap verdi. Bunun üzerine 'yalan söylüyorsun! Allah'a and olsun ki, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem senden dinlediğim bu sureyi bana da öğretti' dedim. Sonra onu alıp Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e götürdüm ve: 'Ey Allah'ın Elçisi! Bu adamın Furkan suresini bana öğretmediğin harflerle okuduğunu işittim. Bu sureyi bana sen öğretmiştin' diye şikayette bulundum. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'Ey Hişam! Oku!' dedi. O da kendisinden işittiğim şekilde okudu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'bu sure bu şekilde nazil oldu' buyurdu. Sonra bana 'Ey Ömer! Sen de oku!' dedi. Ben de bana öğrettiği şekilde okudum. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yine 'Bu sure bu şekilde nazil oldu' buyurdu. Sonra şöyle dedi: Bu Kur'an yedi harf üzere nazil oldu. Bundan kolayınlza geleni okuyun

Sahih-i Buhari, 5042 numaralı hadis

Virtues of the Qur'an

Aişe r.anha'dan şöyle söylediği rivayet edilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mescid'de bir gece Kur'an okuyan birini dinledi. Sonra şöyle buyurdu: Allah ona merhametiyle muamele etsin! Zira falanca sureden unuttuğum şu şu ayeti bana hatırlattı. " Fethu'l-Bari Açıklaması: İmam Buhar! bu başlık ile sureleri isimleriyle birlikte zikretmeyi iyi karşılamayanlara cevap vermek istemiştir. Bunu iyi karşılamayanlar falanca sure ifadesi yerine, şu şu konuların zikredildiği sure demeyi uygun görmüşlerdir. Hac Bölümü'nde şöyle bir rivayet geçmişti: "A'meş, Haccac İbn Yusuf'un minberde 'şu, şu konuların zikredildiği sure' dediğini işitmiş ve Ebu Mes'Od hadisi ile ona karşı çıkmıştı." Kadı [yaz şöyle demiştir: "Ebu Mes'Od'dan nakledilen hadis, Bakara suresi örneğinde olduğu gibi, sureleri isimleri ile birlikte söyleyenler için delil teşkil eder. Alimler bu konuda farklı yorumlar yapmışlardır. Bazıları bunu caiz görürken, diğer bazıları ise mekruh kabul demiştir. Bunun yerine şu, şu konuların zikredildiği sure denmesini uygun görmüşlerdir." Hac Bölümü'nde re my/şeytan taşlama ile ilgili konularda İbrahim en-Nehaı'nin, Haccac'ın "Bakara suresi demeyin!" sözünü reddettiği ve ona itirazda bulunduğu nakledilmişti. Müslim'in rivayetinde ise, böyle demenin sünnet olduğu geçmektedir. Ayrıca o Ebu Mes'ud hadisine de yer vermiştir. Delil bakımından bundan daha güçlü olanı, İmam Buharı'nin bizzat Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den naklettiği ifadelerdir. Nitekim bu konuda birçok sahih hadis nakledilmiştir. İmam Nevevı "el-Ezkar" adlı kitabında şöyle demiştir: "Bakara suresi demek caizdir." Bu şekilde Ankebut suresine kadar sure isimlerini sıraladıktan sonra "diğer sureler hakkında da aynı şey geçerlidir. Bu şekilde bir ifade kesinlikle mekruh değildir. Selef alimlerinden bazıları bunun mekruh olduğunu söylemiştir. Ancak doğrusu bunun mekruh olmadığıdır. Nitekim çoğunluk da bu kanaattedir]

Sahih-i Buhari, 5043 numaralı hadis

Virtues of the Qur'an

Ebu Vail, Abdullah [İbn Mes'ud]'dan şöyle rivayet etmiştir: "(Ebu Vail der ki) Bir sabah Abdullah İbn Mes'ud'un yanına gittik. Adamın biri 'dün gece Mufassal sureleri okudum' dedi. Bunun üzerine İbn Mes'ud şöyle dedi: Hızlıca şiir okur gibi mi?! Biz kıraatı dinleyerek öğrendik. Ben uzunluk ve kısalık bakımından birbirine yakın sureleri Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem okurken ezberledim. Bu surelerin on sekizi Mufassal surelerden, ikisi ise elif lam mım Hamım diye başlayan surelerdendi

Sahih-i Buhari, 5044 numaralı hadis

Virtues of the Qur'an

İbn Abbas "(Resulüm!) Vahyi çabucak okumak için dilini kımıldatma!"(Kıyame 16) ayeti hakkında şöyle demiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Cebrail A.S. kendisine vahiy getirdiği zaman, vahiyle birlikte dilini ve dudaklarını hareket ettirirdi. Bu durum onun için son derece zordu. Onun bu hali herkes tarafından bilinmekte idi. Derken Allah Teala "Kıyamet gününe yemin ederim"(Kıyame 1) diye başlayan suredeki, "(Resulüm!) Vahyi çabucak okumak için dilini kımıldatma! Şüphesiz onu toplamak ve okutmak bize aittir, ayetlerini indirdi. "(Kıyame 16-17) Yani bu Kur'anı hafızanda toplamak ve okutmak bize aittir. "O halde, biz onu okuduğumuz zaman, sen onun okunuşunu takip et!"(Kıyame 18) Yani biz onu indirdiğimiz zaman, onu dinle! "Sonra şüphen olmasın ki, onu açıklamak da bize aittir. "(Kıyame 19) Yani onu senin dilinle açıklamak bize aittir. Bundan böyle Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Cebaril aleyhisselam ona geldiği zaman bakışlarını indirip sustu. Cebrall aleyhisseJam gittiği zaman ise tıpkı Allah'ın vad ettiği gibi okudu." Fethu'l-Bari Açıklaması: Öyle anlaşılıyor ki, İmam BuhMi, bu başlık ile, tertil ile ilgili ayet in seleften nakledilen tefsirlerine işaret etmiştir. Mesela; İmam Taberi sahih bir senetle Mücahid'den "Kur'an'ı tane taneterlil ile oku!" ayetinin tefsiri hakkında şunu nakletmiştir: "Yavaş yavaş,bir kısmını diğerinin peşinden getir." Katade'den de "tam olarak açıkla!" yorumunu nakletmiştir. Kur'an'ın tane tane okunması emri her ne kadar farz olmasa da, müstehap bir ameldir. "Kur'an'ı hızlıca şiir okur gibi okumak mekruhtur." Öyle anlaşılıyor ki, İmam Buharı, bu ifade ile tane tane Kur'an okumanın müstehap olmasının hızlı okumanın mekruh olduğu anlamına gelmeyeceğine işaret etmiştir. Çünkü bazı harflerin yutulması veya mahreçlerine uygun telaffuz edilmemesi şeklinde zuhur eden okuma mekruhtur. "İbn Abbas oI.:J )/feraknahu ifadesini ol:.L,.2j/fessalnahu şeklinde tefsir etmiştir." Ebu Ubeyd, Mücahid kanalıyla şu rivayeti nakletmiştir: Adamın biri İbn Abbas'a, aynı sürede kıyam, rukü ve secdede kalan iki adamdan birinin sadece Bakara suresini, diğerinin ise hem Bakara hem de Al-i İmran suresini okuduğunu bildirip bunlardan hangisinin faziletli olduğunu sordu. İbn Abbas, 'sadece Bakara suresini okuyan daha faziletlidir' diye cevap verdikten sonra "Biz onu, Kur'an olarak, insanlara dıira dura okuyasın diye (ayet ayet, sure sure) ayırdık"(İsra 106) ayetini okudu." Ebu Hamza kanalıyla da şu rivayeti nakletmiştir: "İbn Abbasla Iben hızlı okuyan biriyim. Üç günde Kur'anlı hatmederiml dedim. Bunun üzerine şöyle dedi: Bakara suresini tane tane ve manalarını düşünerek okumam senin söylediğin gibi okumamdan daha hayırlıdır." İbn Ebı Davı.1d başka bir senetle Ebu Hamzaldan şunu nakletmiştir: "İbn Abbasla 'ben hızlı okuyan biriyim. Kur'anlı bir gecede hatmederiml dedim. Bunun üzerine o, şöyle dedi: [Bir gecede] bir sure okumak benim için daha sevimlidir. İlle de çok Kur'an okuyacaksan, kulaklarının işitip kalbinin de manalarını idrak edeceği tarzda oku!" İşin özü, hızlı ve yavaş okumanın her birinin kendisine özgü fazileti vardır. Ancak, hızlı okuyanın, mutlaka gerekli olan harf, hareke ve sükunlara riayet etmesi gerekir. Bu okuyuşlardan birinin diğerine üstün veya eşit olması mümteni değildir. Zira yavaş yavaş okuyan kimse, eşsiz bir mücevheri tasadduk etmiş birine benzer. Hızlı okuyan ise, bir çok mücevheri tasadduk edene benzer. Ancak onun tasadduk ettiği mücevherlerin kıymeti, bir eşsiz mücevherin kıymeti kadardır. Bazen de, bir mücevher birçok mücevherden çok daha kıymetli olur. Bazen de bunun tam tersi olur

Sahih-i Buhari, 5045 numaralı hadis

Virtues of the Qur'an

Katade'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Enes İbn Malik'e Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in nasıl Kur'an okuduğunu sordum. 'İyice uzatarak okurdu' diye cevap verdi." Hadisin geçtiği diğer yer:

Sahih-i Buhari, 5046 numaralı hadis

Virtues of the Qur'an

Katade'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Enes'e 'Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem nasıl Kur'an okurdu?' diye sordular. O da 'uzatılması gereken yerleri uzatarak okurdu' şeklinde cevap verdikten sonra besmeleyi okudu. بسم الله Bismillahi, الرحمن الرحيم iler-Rahman i ve iler-Rahim kelimelerini uzattı." Fethu'l-Bari Açıklaması: Kur'an okurken yapılan uzatma (med) iki türlüdür: a) Asli Med: Kendisinden sonra elif, vav ve ya harflerinden biri gelen harf, bir elif miktarı çekilerek okunur. b) Gayr-i Asli Med: Kendisinden sonra elif, vav ve ya harflerinden birinin geldiği, bunlardan sonra da hemzenin geldiği durumlarda söz konusu olan medde denir. Bu meddin, muttasıl ve munfasıl olmak üzere iki kısmı vardır. Eğer bu bahsettiğimiz durum, aynı kelime içinde olursa buna muttasıl, iki kelime arasında meydana gelirse buna da munfasıl denir. Asli med, elif, vav ve ya harfleri bulunduğu zaman aşırıya kaçmadan bir elif miktarı uzatılarak okunur. Gayr-i asli med ise aşırıya kaçmamak şartı ile bundan daha fazla uzatılır. Normalolan, bu med sayesinde asli meddin iki katı kadar uzatmaktır. Bundan biraz daha fazla uzatılabilir. Ancak bundan daha az uzatılması iyi değildir. Bu konu başlığı ile asli med kastediimiştir

Sahih-i Buhari, 5047 numaralı hadis

Virtues of the Qur'an

Abdullah İbn Muğaffel'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in, devesi üzerinde yolda giderken Kur'an okuduğunu gördüm. Devesiyle ilerlerken Fetih suresini (veya Fetih suresinden bazı ayetleri) yumuşak yumuşak okuyordu. Bu arada terci' yapıyordu." Fethu'l-Bari Açıklaması: Terci'; Kur'an okurken hareke türlerinin birbirine yakın olması anlamına gelir. Bu kavramın asıl anlamı, tekrarlamaktır. Sesin terd' edilmesi, boğazda tekrarlanması anlamına gelir. Nitekim ileride Kitabu't-Tevhid'de Abdullah İbn Muğaffel'den nakledilecek hadiste bu şekilde açıklanacaktır. Söz konusu rivayette şöyle geçmektedir: "Tır önce fethalı hemze, ondan sonra sakin elif, daha sonra ise diğer hemze ... " Alimler Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in neden böyle okuduğu hakkında iki görüş beyan etmişlerdir: a) Devenin kendisini sarsmasından dolayı böyle okumuştur. b) Meddi yerinde işba' etmiştir. Bu yüzden bu durum meydana gelmiştir. Bu ikinci görüş, hadisin akışına daha uygundur. Çünkü bu hadisin bir rivayetinde "Eğer insanların başımıza toplanmayacağım bilseydim, size bu şekilde nağmeli okurdum" şeklinde bir ifade yer almaktadır. Terd' bunun dışındaki yerlerde de sabit olmuştur. Ebu Muhammed İbn Ebı Cemra şöyle demiştir: "Tercl'; okuyuşu güzelleştirmek demektir, name yaparak şarkı söyler gibi okumak manasına gelmez. Çünkü name yaparak şarkı söyler gibi Kur'an okumak, tilavetin esas gayesi olan huşı.1 ile çelişir." Hadisten Çıkarılan Sonuçlar 1- Nebi s.a.v. ibadet halini her zaman sürdürmüştür. Çünkü, deve üzerinde seyir halindeyken bile Kur'an okumakla yapılan ibadetten geri kalmamıştır. 2- Nebi s.a.v.'in açıktan Kur'an okuması, gafilleri uyarmak ve bilmeyenlere öğretmek gayesinin güdüldüğü kimi zamanlarda, ibadetlerin açıktan yapılmasının gizli yapılmasından daha faziletli olduğunu gösterir

Sahih-i Buhari, 5048 numaralı hadis

Virtues of the Qur'an

Ebu Musa el-Eş'ari r.a.'den nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona şöyle demiştir: "Ey Ebu Musa! Sana Davud Nebi'in mizmarından (namelerinden) bir mizmar (name) verilmiştir." Diğer tahric edenler: Tirmizi Menakib; Müslim, Salt-ül Müsafirin Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kur'an ile teğanni etmeyen kimse" başlığı altında güzel sesli kimselerden Kur'an dinlemenin müstehap olduğu konusunda icma bulunduğu nakledilmiştir. İbn Ebi Davı1d İbn Ebi Müseccea kanalıyla şunu nakletmiştir: "Hz. Ömer, güzel sesli bir genci güzel sesinden dolayı topluluk içinde öne geçirirdi

Sahih-i Buhari, 5049 numaralı hadis

Virtues of the Qur'an

Abdullah [İbn Mes'ud]'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'bana Kur'an oku!' dedi. Ben hayretle, 'Kur'an sana inmişken ben mi sana Kur'an okuyacağım!' dedim. Bunun üzerine şöyle buyurdu: Kur'an'! başkalarından duymak hoşuma gidiyor." Fethu'l-Bari Açıklaması: İbn Battal şöyle demiştir: "Nebi s.a.v. başkalarından Kur'an dinlemeyi sevmesi, muhtemelen Kur'an'ı arz etmenin sünnet olmasından ileri gelir. Belki de, onu düşünüp iyice anlamak gayesinden kaynaklanır. Çünkü dinleyen daha iyi düşünür. Zira dinleyen, kıraat ve kıraat hükümlerine riayet etmekle meşgulolan okuyandan daha rahat bir konumdadır. Ancak, Hz. Nebi'in Ubey İbn Ka'b'a Kur'an okuması bunun dışındadır. Nitekim bu konu Menakıb bölümünde geçmiştir. Çünkü burada Allah Resıılü Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona, nasılokuyacağım, harflerin mahreçlerini nasıl çıkaracağını öğretmek istemiştir. Bu hadisin açıklaması, "Kur'an Okurken Ağlamak" başlığı altında yapılacaktır

Sahih-i Buhari, 5050 numaralı hadis

Virtues of the Qur'an

Abdullah İbn Mes'ud şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Bana Kur'an oku!" dedi. Ben hayretle, "Kur'an sana inmişken ben mi sana Kur'an okuyacağım!" dedim. O da, "Evet" dedi. Nihayet en-Ni'sa suresini okumaya başladım. Derken "Her bir ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onlara şahit olarak gösterdiğimiz zaman halleri nice olacak!"(Ntsa 41) ayetine geldim. Hesulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Şimdilik yeter" buyurdu. Ona döndüğüm zaman birden göz yaşlarının boşandığını fark ettim