KURAN KATİBİ
← Hadis Külliyatı

Sahih-i Buhari

Imam Buhari · 7.521 hadis

Sahih-i Buhari, 3502 numaralı hadis

Virtues and Merits of the Prophet (pbuh) and his Companions

Cubeyr b. Mut'im dedi ki: Ben ve Osman b. Affan beraber yürüdük. (Osman r.a.) dedi ki: Ey Allah'ın Reslilü, sen Muttalib oğullarına verdin ve bizi bıraktın. Oysa biz de, onlar da sana aynı derecede yakınız. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Evet, Haşimoğulları ile Muttalib oğulları gerçekten aynı şeydir

Sahih-i Buhari, 3503 numaralı hadis

Virtues and Merits of the Prophet (pbuh) and his Companions

Urve b. ez-Zubeyr dedi ki: "Abdullah b. ez-Zübeyr, Zühre oğullarından birkaç kişi ile birlikte Aişe'nin yanına gitti. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e olan akrabalıkları dolayısıyla onlara karşı her şeyden çok ince (ve hassas) idi." Bu Hadis İleride 3505 ve 6073 numara ile gelecektir

Sahih-i Buhari, 3504 numaralı hadis

Virtues and Merits of the Prophet (pbuh) and his Companions

Ebu Hureyre r.a'dan rivayete göre Resuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kureyşiiler, Ensar, Cuheyne, Eslem, Eşca' ve Ğıfar benim mevlalarımdır. Onların Allah'tan ve Resulünden başka mevlaları yoktur

Sahih-i Buhari, 3505 numaralı hadis

Virtues and Merits of the Prophet (pbuh) and his Companions

Urve b. ez-Zubeyr dedi ki: Abdullah b. ez-Zubeyr, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile Ebu Bekir'den sonra Aişe'nin insanlar arasında en sevdiği kişi idi. o da bütün insanlar arasında ona karşı en iyi davranan kimse idi. Allah'ın rızkından kendisine gelen hiçbir şeyi elinde tutmaz, tasadduk ederdi. İbnu'z-Zubeyr: Bunun bu gibi tasarruflardan alıkonulması gerekir deyince, Aişe r.anha: Benim mi tasarrufum engellenecek, dedi. Onunla konuşmamayı adıyorum. İbnu'z-Zubeyr Kureyşli bazı adamları ve özellikle de Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in deyılarını ona şefaatçi gönderdi. Ancak o kabul etmedi. Aralarında Abdurrahman b. el-Esved b. Abd-i Yeğus ile el-Misver b. Mahreme'nin de bulunduğu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in deyıları olan Zühre oğuııarına mensup kimseler ona dediler ki: Biz ondan (yanına girmek için) izin istediğimizde sen de kendini içeri hidıbı geçerek yanına gir. O da bunu yaptı. (Daha sonra yemin keffareti dolayısıyla azat etmek üzere) ona on köle gönderdi, o da bu köleleri azad etti. Bundan sonra köle azad etmeye devam etti. Nihayet azad ettiği kölelerin sayısı kırka ulaştı ve şöyle dedi: "Keşke yemin ettiğim zaman yapıp da bitireceğim bir ameli sözkonusu etmiş olsaydım." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kureyş'in menkıbeleri." Kureyşliler, en-Nadr b. Kinane'nin soyundan gelirler. Ebu Ubeyde bunu kesin olarak ifade etmiştir. Bunu İbn Said, Ebu Bekir b. el-Cehm 'den diye rivayet etmiştir. Ayrıca Hişam b. el-Kelbı babasından şunu rivayet etmektedir: Mekke'de yaşayan sakinleri, Nadr oğuııarına mensup diğer insanları dışarıda tutarak kendilerinin Kureyş olduklarını iddia ediyorlardı. Nihayet Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gidip: Kureyşliler kimlerdir, diye sordular. O: en-Nadr b. Kinane'nin soyundan gelenlerdir, diye buyurdu. Kureyşlilerin Fihr b. Malik b. en-Nadr'ın soyundan gelenler oldukları da söylenmiştir. Çoğunluğun görüşü budur. Mus'abda bunu kesin olarak ifade etmiş ve şöyle demiştir: Fihr'den doğmayanlar Kureyşli değildir. Buna benzer bir rivayeti daha önce İbnu'l-Kelbi'den de nakletmiştim. Kureyş'e ilk nispet edilen kişinin Kusay b. Kilab olduğu da söylenir. İbn Sa'd'ın, el-Mikdad yoluyla rivayet ettiğine göre Kusay, Huzaalıları Harem bölgesinin dışına çıkartma işini bitirince Kureyşliler onun etrafında toplandılar. Bu toplanma haııerini anlatmak üzere o gün onlara Kureyş adı verildi. Tekarruş da toplanmak demektir. Ticaretle uğraştıkları ve iç içe oldukları için bu adı aldıkları da söylenmiştir. el-Mutarrizı der ki: Kureyş'e, denizdeki canlıların şahı olan, denizde yaşayan bir canlı dolayısıyla bu ad verilmiştir. İşte aynı şekilde Kureyşliler de diğer insanların şahıdır, efendileridir. "Kahtan'dan ... " Kahtan Yemenlilerin tamamından olanlardır. Muaviye'nin. buna karşı çıkması tartışılır. Çünkü onun delil olarak gösterdiği hadis, dini dimdik ayakta tutmak ile kayıtlıdır. Dolayısıyla Kaht€mlı olan bu kişinin çıkması Kureyş'in dini dimdik ayakta ttıtmaması şartına bağlı olabilir. Nitekim bu durum ortaya çıkmıştır. Kureyşliler din işlerini hafife alıncaya kadar halifelik onlarda kaldı ve nsanlar da onlara itaat etmeye devam etti, fakat din işlerini hafife alınca güçleri zayıfladı ve oldukça cılızlaşıp geri çekiidi. Nihayet onların halifelikten payları, İslam topraklarının çoğu dışında, ancak bazı yerlerde, sadece ismi kalmış, başka bir şeyleri kalmamıştır. Üçüncü hadis, İbn Ömer'in rivayet ettiği hadis olup "onlardan iki kişi dahi kaldığı sürece bu iş Kureyşliler arasında kalmaya devam edecektir" hadisidir. el-Kermanı der ki: Günümüzde yönetim Kureyşlilerin değildir. Peki bu durum bu hadise nasıl uyar? Daha sonra buna şöylece cevap verir: Batı topraklarında Kureyş'ten bir halife vardır, Mısır'da da aynı şekilde. Ancak onun bu görüşüne şöylece itiraz edilmiştir. Batıda bulunan kişi Tunus ve başka yerlerin hükümdarı el-Harsl'dir. Bu da altıncı yüzyılın başlarında bulunan İbn Tumert'in arkadaŞı Abdu'l-Mu'min'in kölesi Ebu Hafs'a nispet edilir. Önce Mehdi olduğunu ileri sürmüş, sonra da ona uyanlar batının önemli bir bölümünde üstünlük sağlamış ve halifelik ünvanını almışlardı. Bunlar Abdu'l-Mu'min ve soyundan gelenlerdir. Daha sonra bu durum Ebu Hafs'ın soyundan gelenlere intikal etmiştir. Abdu'lMu'min'in kendisi Kureyşli değildir. Kendisi ve onun hanedanı halifelik ünvanını kullanmıştır. Uzak Mağrib ise el-Ahmer oğullarıyla birlikte olup bunlar da ensara müntesiptirler. Orta Mağribliler ise Benu Mureyn ile birlikte olup bunlar da Berberlidirler. "Mısır'daki halife" sözüne gelince, bu doğrudur fakat elinde herhimgi bir işi çözüp bağlayacak en ufak bir yetki dahi yoktur. Halifeliğin sadece adını taşımaktadır. Bu durumda hadis, emir anlamına bir haberi ifade etmektedir. Yoksa bu iş ülkenin pek çok yerinde Kureyş'in elinden çıkmış bulunmaktadır. 3. KUR'AN KUREYŞ LİSANIYLA NAZİL OLMUŞTUR

Sahih-i Buhari, 3506 numaralı hadis

Virtues and Merits of the Prophet (pbuh) and his Companions

Enes r.a.'den rivayete göre Osman r.a., Zeyd b. Sabit, Abdullah b. ez-Zubeyr, Said b. eı-As ve Abdurrahman b. el-Haris b. Hişam'ı çağırdı. Onlar da onları (Kur'an'ın yazılı olduğu sahifeleri) Mushaflara istinsah ettiler (aynen kopya edip yazdılar). Osman, Kureyş'ten olan üç kişiye dedi ki: "Sizler Kur'an'ın herhangi bir lafzı hakkında Zeyd b. Sabit ile görüş ayrılığına düşecek olursanız onu Kureyş diliyle yazınız. Çünkü o ancak onların diliyle inmiştiL" Onlar da bunu yerine getirdi. Bu Hadis İleride 4984 ve 4987 numara ile gelecektir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kur'an Kureyş diliyle nazil olmuştur." Buhari, bunu burada Osman r.a'ın Mushafları yazması ile ilgili Enes'in rivayet ettiği hadisin bir bölümü olarak zikretmiş bulunmaktadır. İleride Kur'an'ın faziletleri bahsind geniş açıklamalar ile gelecektir. 4. YEMEN'İN İSMAİL ALEYHİSSELAM'A NİsPETİ

Sahih-i Buhari, 3507 numaralı hadis

Virtues and Merits of the Prophet (pbuh) and his Companions

Seleme r.a. dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, pazarda Eslemlilerden birbirleriyle ok atma yarışı yapan bir topluluğun yanına çıkageldi. Ey İsmailoğulları, ok atınız, çünkü sizin babanız da bir atıcı idi. Ben de -iki kesimden birisini kastederek- filan oğullarıyla birlikteyim deyince, onlar da ellerini geri çektiler. Onlara: Ne oldu, diye sorunca, sen filan oğullarıyla birlikte olunca biz nasıl atış yapabiliriz, dediler. Bu sefer haydi atınız, ben hepinizle beraberim, diye buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Yemen'in İsmail'e nispeti" ibaresinden kasıt, İbrahim el-Halil'in oğlu İsmailldır. Mudar ve Rabia'nın, İsmaille mensup olduğu hususunda ittifak vardır. Yemenlilere gelince, onların hepsinin nesebi Kahtan'a ulaşır. İlk olarak Arapça konuşan kimsenin Kahtan olduğu söylenmektedir. Kahtan, Arab-ı Mütearribe'nin babasıdır. İsmail ise Arab-ı Müsta'rebe'nin babasıdır. Arab-ı Aribe, Ad, Semud, Tasm, Cedis, Amlik ve buna benzerleri daha önceden idiler. Kahtan'ın kendisine ilk olarak "ebeytella'ne" ve "im sabahen" diye hitap edilen kişi olduğu söylenir. ez-Zubeyr b. Bekkar'ın iddiasına göre Kahtan, İsmail'in soyundandır. Bunun da adı Kahtan b. el-Humeysa' b. Teym b. Nebt b. İsmail aleyhisseıam'dır. Hacer'in kıssasına dair daha önce geçen Ebu Hureyre'nin sözünün zahirinden anlaşılan da budur. Çünkü o ensara hitap ederken: "Ey semanın suyunun evlatları işte anneniz budur." Demiştir. Onun kanaatine göre ağırlıklı görüş bu olmalıdır

Sahih-i Buhari, 3508 numaralı hadis

Virtues and Merits of the Prophet (pbuh) and his Companions

Ebu Zer' r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinlemiştir: "Bildiği halde babasından başkasına mensup olduğunu iddia eden bir adam, mutlaka Allah'a karşı kafir olur. Kendileriyle bir nesep bağı olmayan bir kavimden olduğunu iddia eden bir kimse de cehennem ateşindeki yerine hazırlansın. " Bu Hadis İleride 6045 numara ile gelecektir

Sahih-i Buhari, 3509 numaralı hadis

Virtues and Merits of the Prophet (pbuh) and his Companions

Vasile b. el-Eska' didi ki: ResuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "En büyük iftiralardan birisi de bir adamın babasından başka birisinden olduğunu iddia etmesi yahut gözünün görmediği şey hakkında gördüğünü söylemesi ya da Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem aleyhine söylemediğini söylemesidir

Sahih-i Buhari, 3510 numaralı hadis

Virtues and Merits of the Prophet (pbuh) and his Companions

İbn Abbas r.a. dedi ki: "Abdu'l-Kays heyeti ResuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna gelerek dediler ki: Ey Allah'ın. Resulü, Rabialıların bir kolu olan bizler ile senin aranda Mudar kafirleri bir engel teşkil etmektedir. Bundan dolayı biz senin yanına ancak her haram ayda ulaşabiliyoruz. Keşke bize senden alıp öğreneceğim iz ve geride bıraktıklarimıza tEbuğ edeceğimiz bir emir buyursan? Şöyle buyurdu: Size dört şeyi emrediyor, dört şeyden de sizi nehyediyorum: Allah'a iman (demek olan) Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına şahadet getirmek, namazı dosdoğru kılmak, zekatı vermek ve ganimet olarak aldıklarınızın beşte birini Allah'a vermektir. Diğer taraftan sizlere kabağı, sırlı testileri, oyularak kap haline getirilmiş kütükleri ve ziftlenmiş kapları (kullanmanızı) yasaklıyorum

Sahih-i Buhari, 3511 numaralı hadis

Virtues and Merits of the Prophet (pbuh) and his Companions

Abdullah b. Ömer r.a. dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i minber üzerinde iken şöyle buyururken dinledim: ''Doğu tarafına işaret ederek Dikkat edin, fitne buradan şeytan'ın boynuzunun çıktığı yerden çıkacaktır." Hadisten Çıkan Sonuçlar 1- Hadis-i şerif te bilinen nesebin reddedilerek başka bir nesep iddiasında bulunmanın haram olduğu belirtilmektedir. Hadis-i şerif bunun için de ilim (bilmek) kaydını getirmiş bulunmaktadır. İster olumlu, ister olumsuz iddia halinde bilgi kaydı kaçınılmazdır. Çünkü günah, bir şeyi bilen ve onu kasti olarak yapan kimse için sözkonusudur. 2- Hadisten -daha önce açıkladığımız gibi- kesin olarak vazgeçirmek maksadıyla masiyetler hakkında küfür lafzının kullanılmasının caiz olduğu anlaşılmaktadır. Müslim'in rivayetinden, davacıya ait olmayan bir şeyi iddia etmenin haram olduğu da anlaşılmaktadır. Böylelikle bunun kapsamını bilmek, öğrenmek, nesep, durum, salih oluş, nimet, vera' bağı ve buna benzer bütünbatıl iddialar da girmektedir. Bu haksız iddianın doğuracağı kötülüğün çoğalması ile haramlığın vurgusu da artar. "Şüphesiz en büyük iftiralardan birisi de" (anlamındaki) buyrukta geçen "elfira: iftiralar" kelimesi "firye"nin çoğuludur. Firye ise yalan ve bühtan demektir. Hadis-i şerifte bu üç hususta yalan söylemenin ne kadar ağır olduğu belirtilmektedir. Bu üç husus rüya da görmemiş olduğu halde bir şeyi gördüğünü bildirmek, babasından başkasından olduğunu iddia etmek ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e yalan bir şeyi isnad etmektir. Bu sonuncusu ile ilgili gerekli açıklamalar daha önce İlim bahsinde geçmiş bulunmaktadır. (Hadis no: l06'da) Rüya ile alakah yalan iddiaya gelince, buna dair açıklamalar da Rüya Tabiri bölümünde gelecektir. Yalan yere nesep iddiasına gelince, bu da bundan önceki babta, az önce geçmiş bulunmak

Sahih-i Buhari, 3512 numaralı hadis

Virtues and Merits of the Prophet (pbuh) and his Companions

Ebu Hureyre r.a. dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kureyşliler, Ensar, Cuheyne, Muzeyne, Eslem, Ğıfar ve Eş'ca' benim velilerimdir. Onların da Allah'ın ve Resulünün dışında bir velileri yoktur

Sahih-i Buhari, 3513 numaralı hadis

Virtues and Merits of the Prophet (pbuh) and his Companions

Nafi'den, o da Abdullah'tan rivayete göre Resu!ullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem minber üzerinde iken dedi ki: "Ğrjar'a Allah mağfiret buyursun. Eslemlilerle Allah silm yapsın. Usayya ise AIlah'a ve Resulüne isyan etti

Sahih-i Buhari, 3514 numaralı hadis

Virtues and Merits of the Prophet (pbuh) and his Companions

Ebu Hureyre r.a'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Eslemlilere Allah silm (barış) yapsın. Ğifarlılara da Allah mağfiret buyursun

Sahih-i Buhari, 3515 numaralı hadis

Virtues and Merits of the Prophet (pbuh) and his Companions

Abdullah b. Ebi Bekre, babasının şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Cuheyne, Muzeyne, Eslem ve Ğıfarlıların, Temim oğullarından, Esed oğullarından, Abdullah b. Gatafan oğullarından, Amir b. Sa'saa oğullarından hayırlı olmalarına ne dersiniz? Bunun üzerine bir adam: Ziyan ettiler, hüsrana uğradılar (demektir), dedi. Allah Resulü şöyle cevap verdi: (Evet) onlar Temim oğu!larından, Esed oğullarından, Abdullah b. Gatafan oğullarından ve Amir b. Sa'saa oğullarından hayırlıdırlar. " Bu hadis 3516, 6635 numara ile gelecektir

Sahih-i Buhari, 3516 numaralı hadis

Virtues and Merits of the Prophet (pbuh) and his Companions

Abdurrahman b. Ebi Bekre, babasından rivayet ettiğine göre el-Akra' b. Habis, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e dedi ki: Sana Eslem, Ğıfar ve Muzeynelilerden --zannederim Cuheyne'den de dedi. Şüphe eden ravilerden İbn Ebi Ya'kub'tur-- hacıların mallarını çalan kimseler bey'at etti. Bunun uzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Eğer Eslem, Ğıfar, Muzeyne --zannederim Cuheyne de dedi-- Temim oğullarından Amir ve Esed oğullarından ve Gatafan'dan hayırlı iseler ne dersin? Zarara ve hüsrana uğrarlar (değil mi?) (el-Akra' b. Habis): Evet dedi. (Allah Resulü) şöyle buyurdu: Nefsim elinde olan'a yemin ederim ki şüphesiz onlar berikilerden hayırlıdır." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Eslem, Ğıfar, Muzeyne, Cuheyneve Eş'ca." Bu beş kabile, Cahiliye döneminde kuwet ve imkanları itibariyle Amir b. Sa'saa oğullarından, Temim b. Murre ve benzeri diğer kabilelerden daha aşağıda idiler. İslam geiince, öbürlerinden daha çabuk hareket ederek İslama girdiler. Bundan dolayı da şeref onlara geçmiş oldu. "Benim mevlalarım" buyruğu ile Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onları kendisine izafe etmektedir ki, benim yardımcılarımdırlar demektir .. Mevlaların (ve velinin) değişik anlamları olsa bile buradaki uygun anlamı budur. Şüphesiz ki bu, bu kabileler için çok açık bir fazilettir. Kasıt da onlardan iman edenlerdir. Şeref bir grubun bir kısmını teşkil edenler için hasıl olursa, o şey tümü için de hasıl olmuş gibidir. "Ğıfar'a Allah mağfıret buyursun" lafzı (Arapçada) haber kipi olmakla birlikte, maksat duadır. 7. KAHTAN

Sahih-i Buhari, 3517 numaralı hadis

Virtues and Merits of the Prophet (pbuh) and his Companions

Ebu Hureyre r.a'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kahtanıdan insanları önüne katıp, asasıyla sürecek bir adam çıkmadıkça Saat (Kıyamet) kopmayacaktır." Bu Hadis 7117 numara ile gelecektir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kahtan"a ve onun İsmail'in soyundan gelip gelmediğine dair açıklamalar daha önce de geçmiş bulunmaktadır. Yemenlilerden Himyer, Kinde, Hemedan ve diğerlerinin nesepleri Kahtan'a ulaşır. "Kahtan'dan bir adam çıkmadıkça Saat (Kıyamet) kopmayacaktır." Bu kişinin adının ne olduğunu tespit edemedim; fakat Kurtubı bu zatın, Müslim'de başka rivayet yoluyla Ebu Hureyre'den gelmiş bulunan: "Cehcah diye adlandırılan bir adam hükümdar olmadıkça günler ve geceler bitmeyecektir" lafzı ile varid olmuş Cehcah olabileceğini belirtmektedir. "İnsanları önüne katıp asasıyla sürecek." Bu onun hükümdarlığından kinayedir. Bu lafız ile çobana, insanlar da koyuna benzetilmiştir. Bu hadis de henüz meydana gelmemiş ve meydana gelişinden önce Nebi salı allah u aleyhi ve sellem'in haber vermiş olduğu nübuvvetin alametlerinin kapsamına girmektedir. Nuaym b. Hammad'ın, el-Fiten'de Şam'lı tabilnden birisi olan Ertee b. el-Münzir'den rivayet ettiğine göre el-Kahtanı, Mehdi'den sonra çıkacak ve Mehdiinin yaşayış ve uygulaması gibi uygulama yapacaktır. İleride buna dair daha geniş bilgiler yüce Allah'ın izniyle Fiten bölümünde gelecektir. (bkz. 7117 numaralı hadis)

Sahih-i Buhari, 3518 numaralı hadis

Virtues and Merits of the Prophet (pbuh) and his Companions

Cabir r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte gazaya gittik. Etrafında muhacirler toplandı ve oldukça kalabalık oldular. Muhacirlerden oldukça güçlü, kahraman birisi vardı. Ensardan birisine vurdu. Ensardan olan kişi de oldukça öfkelendi ve nihayet herkes kendi taraftarlarını yardıma çağırdı. Ensardan olan kişi: Ey ensar yetişin, dedi. Muhacirlerden olan kişi de: Ey muhacirler yetişin, dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem çıkıp dedi ki: O şekilde dava gütmeyi bırakınız; çünkü o çok pis bir şeydir. Abdullah b. Ubeyy b. Selul: Bizim aleyhimize taraftarlarını yardıma mı çağırdılar? Andolsun Medine'ye dönecek olursak, daha aziz olan oradan daha zelil olanı çıkartacaktır, dedi. Bunun üzerine Ömer dedi ki: Ey Allah'ın Nebii, bu pis herifi öldürmeyelim mi? Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: İnsanlar o ashabını öldürüyordu diye konuşmamalı." Bu hadis ileride 4905 ve 4907 numara ile gelecektir

Sahih-i Buhari, 3519 numaralı hadis

Virtues and Merits of the Prophet (pbuh) and his Companions

Abdullah r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle burilidu: "Yanaklarına vuran, yakalarını yırtan, cahiliye davasını güden kimseler bizden değildir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Cahiliye davasını gütmenin yasak oluşu." Cahiliye davası, savaş istendiği sırada yardıma çağırmak demektir. Onlar: Ey filan oğulları diye çağıtırlar ve bir araya gelip toplanırlar. Zalim dahi olsa bu şekilde yardıma çağırana yardım edi. •orlardı. İslam getirdiği hükümlerle bunu yasakladı. "Güçlü, kahraman bir adam" diye sözü geçen kişinin Habeşlilerin yaptığı gibi harbelerle oynayan birisi olduğu da söylenir. Bu adam Ğıfaroğullarındarr Cehcah b. Kays'dır. Ömer b. el-Hattab'ın yanında ücretle çalışan birisi idi. Ensardan olan şahıs ise Hazredi Salim oğulları ile antlaşması bulunan Sinan b. VeBerai. İleride el-Munafikun suresinin tefsirinde buna dair açıklamalar gelecektir. (Hadis no 4905'de) "Vurdu" lafzı, arkasına, kıçına vurdu, demektir. "O davayı gütmeyi bırakınız, çünkü o pistir" buyruğu ile kastedilen de cahi-'Ye davasını gütmektir

Sahih-i Buhari, 3520 numaralı hadis

Virtues and Merits of the Prophet (pbuh) and his Companions

Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Amr b. Luhay b. Kam’a b. Hindif Huzaahların babasıdır

Sahih-i Buhari, 3521 numaralı hadis

Virtues and Merits of the Prophet (pbuh) and his Companions

Said b. el-Müseyyeb dedi ki: "Bahira, tağutlar (putlar) adına başkası tarafından sağılması yasaklanan ve hiç kimse'nin sağmadığı (deve) demektir. Saibe ise ilahları adına serbest bıraktıkları ve üzerine hiç yük vurulmayan (deve) demektir." Ebu Hureyre dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Ben Huzaalı Amr b. Amir b. Luhay'ı cehennemde bağırsaklarını sürüklerken gördüm. O, saibeleri serbest bırakan ilk kişi idi. " Bu Hadis 4623 numara ile gelecektir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Huzaalıların kıssası." Huzaalıların Amr b. Luhay'ın soyundan geldikleri hususunda görüş birliği bulunmakta birlikte, nesepleri hususunda görüş ayrılığı vardır. Amr'ın babası Luhay, onun babası İbn Harise'dir, o Amr'ın, o Amir'in, o Mau's-sema'nın oğludur. Eslemlilerden sözedilirken nesebi geçmiş bulunmaktadır. Eslem ise Amr b. Luhay'ın kendisidir. İbn İshak'ın zikrettiğine göre Amr b. Luhay'ın putlara tapmasının sebebi şu idi: Amalika'nın bulunduğu sırada Şam'a gitmişti. Onlar da putlara tapıyorlardı. Kendisine bu putlardan birisini bağışlamalarını istedi. O da bunu alıp Mekke'ye götürdü, onu Ka'be'ye doğru dikti. Bu put Hubel putudur. Bundan önce ise Curhumlular döneminde İsaf adındaki bir adam Naile adındaki bir kadın ile Ka'be'de zina etmişti. Yüce Allah da onları iki taşa döndürmüştü. Amr b. Luhay bu iki taşı alıp onları Ka'be'nin etrafına dikti. Bundan sonra Ka'be'nin etrafında tavaf eden, onlara el sürmeye başladı. Tavafını İsaf ile başlatıyor, Naile'nin yanında bitiriyordu